Televizyon ve Çocuk

Oguzhan Duran tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Medya Okuryazarlığı (Seçmeli)

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Özet

Televizyonun günümüz toplumunda en fazla etkilediği hatta bağımlılık

yaptığı kesimlerin başında çocuklar gelmektedir. Olayları algılama düzeyleri ve

yorumlama yetenekleri gelişme aşamasında olan çocuklar, özellikle tematik

çocuk kanallarının yayına başlamasıyla birlikte yeni bir televizyon yayıncılığı

anlayışının etkilerine maruz kalmışlardır. Bu çalışmada Elazığ örneğinden hareketle,

televizyonun çocukları üzerindeki potansiyel olumlu ve olumsuz etkileri,

tematik çocuk kanallarının yayıncılık anlayışı, ilköğretim öğrencilerinin tematik

çocuk kanallarına bakış açıları, aileden ve çocuk kanallarından beklentileri,

çocuk kanallarının yayınlarının çocuklar üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur.

Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; örneklem grubunun büyük

bir çoğunluğunun günde ortalama 1 ila 2 saat arasında televizyon izlediği, en

çok çizgi film ve çocuk programı izlemeyi tercih ettiği, bunun yanında yetişkinlere

yönelik dizi filmlerin de çocuklar tarafından takip edildiği ve şiddet içerikli

yayınların çocuklara ulaştığı tespit edilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Çocuk, televizyon, tematik çocuk kanalları, televizyonun

etkileri

Gi riş

Kitle iletişim araçları, özellikle içinde bulunduğumuz elektronik çağda toplumsal

yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Haber alma, bilgi edinme,

eğlenme, boş vakitleri değerlendirme gibi çeşitli beklentilerini karşılamak üzere bu

araçlara yönelen insanlar, yoğun bir şekilde televizyon merkezli mesajların etkisiyle

karşı karşıya kalmaktadırlar.

Bourdieu’ya göre (1997, 22) televizyon, diğer kitle iletişim araçlarına göre,

nüfusun çok büyük bir bölümünün bilinçlerinin oluşturulmasında bir tür fiili tekele

sahip olduğundan medya araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.

Televizyonun boş zamanları değerlendirme, düşünme ve hissetme gibi bireysel

yaşamın şekillenmesinde olduğu kadar, aile içi ve toplumsal ilişkilerin şekillenmesinde

de önemli etkileri vardır. Bu nedenle televizyonsuz bir yaşamı düşünmek

bile neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu vazgeçilmezliğinin bir sonucu olarak televizyon,

bütün dünyanın dizginleri eline terk edilmiş, tek biçimlendirici, yönlendiri-

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 5

* Okutman, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi, Elazığ

** Öğretim Görevlisi, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi, Elazığ

ci, başkaları adına düşünce üretici olarak, yayıncıların kendi kabullerini dayatmaları

noktasında işlev görebilmektedir. Bir diğer taraftan televizyonun bu dayatmalarını

gören, fakat onlara, karşı duramayan bir de izleyici boyutu vardır (Peker, 1998, 99).

Bireylerin dünyaya açılan penceresi olarak önemli bir işlev gören televizyon, birçok

evin başköşesindedir ve bulunduğu odanın düzeni dahi televizyona göre kurulmaktadır.

Bostancı’nın (1998, 148) ifade ettiği gibi; eğer, bütün binalar şeffaf olsaydı, her

akşam saat:19.00’dan itibaren tüm evlerde insanların yüzlerini televizyona dönmüş

olarak saatlerce oturduklarını görebilirdik.

Yapıcı’ya göre (2006, 4), modern topluma geçişle birlikte yükselen yaşam standartları,

insanı doğadan kopararak, beton mezarlara dönüşen kentlere hapsetmiştir.

Dört duvar arasında doğup büyüyen, çalışan anne-babaların çocuklarını sağlıklı olarak

büyütmesi, onlarla sosyallik içinde bütünleşmesi giderek büyük bir zorluğa

dönüşmektedir. Bu zorluğu ortadan kaldırmanın yolu ise, dört duvar içinde hapsedilen

çocuğu güvende tutmanın yolu olarak, bir kurtarıcı, bakıcı, oyalayıcı, zaman

geçiştirici olarak televizyona düşmektedir. Anne-babaların çocuklarını beslemek için

bile televizyondan yararlandığı görülmektedir. Televizyon izlerken, televizyonun

büyüsü içinde çizgi film, reklam ve dizilere odaklanan çocuğu beslemek, çalışan ve

yorgun kentli anne-babaların kolayına gelmektedir.

Ana babalar, çocuk eğitimi ve çocuk yetiştirme gibi zorunlu, bir o kadar da

ulvî görevlerini ‘elektronik bakıcı’ olarak tanımlanan televizyona devretmişlerdir.

Toplumsal bir fenomen olarak ele alınan ve bugün olası sonuçları irdelenen bu tür bir

ebeveyn yaklaşımının, acı ve trajik ürünlerini insanlık yakın bir süreçte almaya başlayacak

gibi görünüyor. Kontrolsüz ve bilinçsiz bir şekilde elektronik bakıcıların

kucağına atılan çocuklar geleceğin dünyasında ‘şiddet toplumu’nun kaçınılmaz birer

üyesi olarak karşımıza çıkacaklar ve belki de hesap sormak isteyeceklerdir.

Televizyondan yetişkinlere oranla çocuklar daha çok etkilenmektedirler.

Televizyon olumlu bir uyarı kaynağı olmasının yanında, aile içi ve dışı toplumsal

etkileşimi en alt düzeye indirgediğinden çocuğun sosyal ve ahlaki gelişimine de

olumsuz etkisi vardır (Yavuzer, 2004, 234).

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini ortaya koymak üzere ülkemizde

ilk araştırma 1982 yılında Oya Tokgöz tarafından, daha sonra 1995 yılında

Başbakanlık Araştırma Kurumu, 2006 yılında ise RTÜK tarafından yapılmıştır.

Bunların yanında tıp, eğitim, iletişim alanında bazı bilim adamları da yaptıkları araştırmalarla

televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini kendi meslek disiplinleri bağlamında

ele almaya çalışmışlardır.

Ancak, ülkemizde son dönemde sayısı gittikçe artan tematik çocuk kanallarının,

çocuğun eğitim hayatına, düşüncesine ve tavrına etkilerini tespit etmeye ilişkin

henüz bir araştırma yapılmamıştır. Bu çerçevede bu araştırma kapsamında ülkemizde

yayın yapmakta olan 10 çocuk kanalının yayınları, ilköğretim çağı çocuklarının

bakış açısı çerçevesinde irdelenmeye çalışılmıştır.

Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Televizyonun çocukların yaşamı üzerindeki etkisi yapılan her araştırmada

açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Çocuklar televizyonda izledikleri yayınların etkisi ile

arkadaşlık, paylaşma, işbirliği, yardımlaşma, sevgi gibi sosyal davranışlarını olumlu

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

6 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

yönde geliştirdikleri gibi; şiddet, ahlaki yozlaşma, ihtiras gibi zararlı mesajları da alarak,

olumsuz yönde etkilenmektedir.

Televizyon; yaygın, erişimi rahat ve belli bir yetenek gerektirmeden kullanılan

bir araçtır. Bu özelliği televizyonu en etkili ve en çok takip edilen medya durumuna

getirmiştir. Görüntüyü ve sesi bir arada kullanan bir teknolojiye sahip olması, aynı

anda birden fazla duyuya hitap etmesi televizyonun etki gücünü artırmaktadır (Şirin,

1998, 13).

Televizyon izleme alışkanlıkları, günümüz toplumunun her kesiminde olduğu

gibi çocuklarda da bağımlılığa kadar varabilmektedir. Televizyon geleneksel değer

yargılarımızı yok ettiği gibi küresel, sınır tanımayan elektronik bir gelenek sunmaktadır

ve bu gelenek çocukları biçimlendirmekte ve yönlendirmektedir.

Sinemada veya televizyonda izlenen film ve dizilerin haz kaynağı olmasının

ve sinema alışkanlığı oluşturmasının en büyük nedeni, filmin çocuklara günlük

hayatlarından farklı bir heyecan vermesidir (Yavuzer, 2004, 233). Psikolog Elenor

Maccoby’e göre, “Çocukların davranışları ile inançlarının televizyonda gördükleriyle

biçimlendiğine inanmak için yeterli nedenler vardır. Çocukların deneylerini yorumlayıp,

düzenlemek için gereçlerini çıkardıkları kaynaktır televizyon. Kendilerini gelecek

yaşantılarına hazırlarken de televizyonu kullanırlar (Halloran, 1973,12).

Bilinç ve algılama düzeylerinin gelişimine göre, çocuklar farklı yaşlarda farklı

şekilde televizyon seyreder ve anlarlar. Çocukların programlardan bilgi edinmeleri

ne kadar dikkatli olduklarına, anlama çabalarına ve hayat deneyimlerine bağlıdır

(İşçibaşı, 2001, 82). Genellikle çocukları hedef alan programlarda ‘eğlendirirken eğitir’

ilkesi geçerlidir. Kaynaklar televizyonu insanların toplumsallaşmasını sağlayan,

çocuklara küçük yaşta bilgi veren, sözcük bilgisini genişleten, ana babadan sonra en

önemli etken olan bir araç olarak göstermektedir (Güler, 1989, 166).

Televizyon, çocuklara yaş seviyelerine göre farklı etkilerde bulunur. İşçibaşı,

çocuğun yaşı ile televizyondan etkilenmesine ilişkin değerlendirmesini, 18 aya kadarki

dönem olarak da ifade edilen bebeklik dönemi, 18 ay 3 yaş arası dönem, 3-5 yaş

arası dönem ve ilkokul yaşları olmak üzere dört dönemde inceler. Bebek yaşındaki

çocuklar çok kısa süre içinde, televizyonun çalıştırılmasına dikkat ederler ve bunun

için de büyük gayret gösterirler. 18 ay 3 yaş arası dönem bebekler üzerinde televizyonun

belirli etkileri ile ilgili araştırmaların azlığına rağmen, bunların sözel olan ve

olmayan davranışları televizyondan öğrenecek yetenekte oldukları bilinmektedir. 3-5

yaş döneminde çocuklar televizyona birer araştırmacı gözüyle bakarlar. İzledikleri

görüntülerin konu içeriğinde bir anlam ararlar ama ilgileri genelde karakterlerin hızlı

hareketleri, sahnelerin hızlı değişimi, şiddet ya da beklenmeyen sürpriz görüntü üzerindedir

(İşçibaşı, 2001, 82).

Çocuğun öğretmen, arkadaş gibi dış faktörlere açıldığı okul çağı, verilen

mesajları yargılamaya başladığı dönemdir. İlkokul yaşlarında çocuğun izleyici olarak,

dikkatini yayınlanan programa odaklama uzunluğu ve programda cereyan eden

entrikaları takipteki kavramaya yönelik yeteneği gelişir. İzlediği karakterlerin, kendilerine

uygun eylemlerini tanımaya ve konu içeriğinden sonuçlar çıkarmaya başlarlar.

Sekiz yaş ile birlikte çocuklar televizyon yayınının etkilerine karşı daha duyarlı olurlar

ve eğer şiddeti insana ızdırap veren davranış olarak ya da cezalandırma biçimi

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 7

gibi görürlerse daha fazla saldırgan hareketler içine girmeyebilirler. Aksine, eğer şiddeti

bir kahramanla birlikte tanırlarsa ya da saldırgan fantezilerle meşgul olurlarsa,

televizyonda şiddet seyretmekten kaynaklanan ve giderek artan ölçüde saldırgan

davranışlar göstermeleri muhtemeldir (İşçibaşı, 2001, 85). Çocuklar iki-üç yaşından

itibaren televizyonla karşı karşıya kalmakta, özellikle üç yaşından itibaren sistematik

bir dikkatle televizyon seyretmektedir (Şirin 1998, 89).

Huston ve Wright’a göre (akt: İşçibaşı, 2003, 146) küçük çocukların ne kadar

televizyon izledikleri konusunda yapılan bir araştırmada 3 ve 5 yaş grubu çocukların

haftada 19-20 saat televizyon izlerken 7 yaşına geldiklerinde, okula başlamaları nedeniyle,

toplam izleme süresinin 15.5 saate düştüğü tespit edilmiştir. Bir başka araştırmada

ise küçük çocukların, bilgilendirici programları, büyük çocuklara göre daha

fazla izledikleri ortaya konmuştur. Bu araştırma, çocukların aynı zamanda yetişkinlere

yönelik programlara daha fazla maruz kalmakta olduklarını da ortaya koymuştur.

Bunun nedeni, yetişkinlerin izlemeleri sırasında onların da ebeveynlerin yanında

olmasıdır.

Çocukların televizyonla etkileşimi çok küçük yaşlarda başlamakta ve televizyon

seyretme süresi çeşitli etmenlere bağlı olarak değişebilmektedir. Televizyon seyretme

süresini çocuğun yaşı, ailenin sosyokültürel düzeyi, ailenin çocuk üzerindeki

kontrolü, televizyondaki kanal sayısı, yayın saatleri ve çeşitliliği etkilemektedir.

Ancak teknolojik gelişme düzeyi birbirinden farklı olan ülkelerde, televizyon seyretme

süreleri ile ilgili bulguların benzerlik gösterdiği vurgulanmaktadır. Özellikle

günümüzde ana babalar, çocuklarının çok televizyon seyretmelerinden, yaşlarına

uygun olmayan filmleri izlemelerinden şikâyetçidirler (Dökmen, 2005, 42).

Araştırmalar, insanların çoğunun günde ortalama 3-4 saatini televizyona ayırdığını

ama aslında bunun 2 saati geçmemesi gerektiğini göstermektedir. Günde 2

saatten fazla televizyon izleyenlerde bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Birincisi, televizyon kişilerde zihinsel tembellik yapar. Beynin yorumlama ve

düşünme ile ilgili kısımlarının gelişmesini engeller. Kişinin yorum yapma, analitik

düşünme, sentez yapma, zihinsel beceri yönüyle öğrenme gücünü azaltır. Bireysel

yaratıcılığı köreltir. Bu durum, çocuklarda daha da belirgin bir biçimde gözlemlenmektedir.

Televizyonun ikinci olumsuz etkisi ise aile içi iletişime ve etkileşime zarar vermesi

yönünde olmaktadır. Bu durum ailedeki sevgi, saygı ve güven bağını zayıflatmakta

ve aile içinde psikolojik bir duvar örmektedir (Erdem, 2010).

Çocukların yetiştirilmesi, eğitilmesi ve sosyalleştirilmesinde etkili bir medya

aracı olan televizyonun ayrıcalıklı bir yeri bulunmaktadır. Televizyonun bu ayrıcalığı,

ebeveynin çocuğun eğitilmesi çerçevesinde tutum ve tavır geliştirilmesini zorunlu

kılmaktadır. Bunun yapılabilmesi ise büyük oranda çocuğun ve ebeveynin sosyo-ekonomik

ve kültürel kimliğine bağlıdır. İktisadi şartlara bağlı olarak gelişen fizikî yapı

ve imkânlar da önem arz etmektedir (Öztürk, 1999, 52). Pek çok saygın inceleme açısından,

televizyon izleyerek öğrenmede kayda değer bir artış sağlanmaz (Postman,

1994, 165).

Çocuklar televizyonda gördüklerini sorgulamaksızın alıp taklit etme niteliklerinden

dolayı, televizyonun en büyük mağdurlarını oluşturmaktadırlar.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

8 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

Televizyonun çocuklarda şiddeti, cinsel istismarı, kültürel yozlaşmayı, bilinçsiz tüketim

alışkanlıklarını ve madde bağımlığı gibi kimi kötü alışkanlıkları beslediği kabul

edilmektedir.

Televizyonun olumsuz yönlerinden bir diğeri, genel ahlak kurallarını hiçe sayması

ya da çocukları, yaşlarına uygun olmayan görüntüler ve olaylarla baş başa

bırakmasıdır. Bu açıdan bakıldığında çocuklar için cinsel içerikli yayınlar, ahlaki

deformasyonun en önemli araçlarından biridir.

Televizyonun, izleyicileri üzerindeki olumsuz etkilerine ek olarak, madde

bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklara teşvik etmesi de sıklıkla anılmaktadır. Bu konuda

da en büyük mağduriyeti çocuklar yaşamaktadır. Zira çocuklar program içeriklerini

sorgulayabilme yeterliliklerine sahip değillerdir. Bundan dolayı da, programlarda yer

alan kimi kötü alışkanlıklar, çocuklar tarafından kabullenip uygulanabilmektedir

(RTÜK, 2007, 49-53).

Ayrıca, televizyon çocukların oyun oynamaya ayırdıkları zamanı azalttığı gibi

aynı zamanda aile, kardeş ve arkadaş gibi çocukların oyun konusundaki bilgi kaynaklarının

yerini de almaya başlamıştır. Çocuklar oyunlarında gerçek kahramanlara

yer vermekte ve oyunlarında bu kahramanları taklit etmektedirler.

Televizyonun çocuklar üzerindeki en temel olumsuz etkileri şu şekildedir

(bsm.gov.tr);

• Televizyondaki programların birçoğunda konuşma dili sıkça yanlış, argo ve

yabancı kelimelere özentili olarak kullanıldığı için, çocuğun dil gelişimi

olumsuz etkilenebilir.

• Çocuk, televizyonu tek başına izlediğinde, televizyonun sunduğu her şeyi

gerçekmiş gibi kabul edebilir. Televizyona soru soramadığı için bu durum

çocuğun bir süre sonra düşünmesini, eleştirmesini engelleyebilir.

• Çocuğun aşırı televizyon izlemesi; kitap okuma, spor yapma, müzik dinleme,

resim yapma, arkadaşlarıyla oyun oynama gibi olumlu faaliyetlerden,

hatta yemek yemekten bile alıkoyabilir.

• Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, çevreye ilgisini azaltabilir,

konuşmasında gecikmeye neden olabilir.

• Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, yatma saatini geciktirip,

uyku problemi yaşamasına sebep olabilir.

• Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, hareketsizleşmesi sonucunda

şişmanlamasına ve sürekli yorgunluk hissetmesine neden olabilir.

• Uzun süre yere yüzükoyun yatıp, dirseklerini yere dayayarak kıpırdamadan

televizyon seyreden çocuk, eklem rahatsızlıklarına yakalanabilir.

• Tüketime ve para harcamaya özendiren reklamlar, çocuğun reklamda gördüğü

yiyecekleri, oyuncakları istemesine neden olabilir. Bu istekler, aileye

ekonomik açıdan zarar verebilir.

Çocuklar soyut düşünemediklerinden ve gerçekle hayali ayırt edemediklerinden

televizyonda gördükleri görüntüleri somut zanneder ve gerçek hayatta uygulau

Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 9

maya çalışır. Bu yaşlarda çocuklar izledikleri çizgi filmlerde yapılan hareketleri yapmaya

çalışır. İzlediği çizgi filmin kahramanı gibi uçmaya, arkadaşına zarar verecek

hareketlerde bulunmaya çalışabilir. Bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan

oluşan çizgi filmler ve korku filmleri çocukta uyku bozuklukları, yalnız kalmak

istememe, korku ve endişe duygularına neden olabilir.

Televizyon önündeki çocukların davranışını inceleyen araştırmacılar, daha

çok televizyon seyreden çocukların çoğu zaman gerilim, duygu yoksunluğu, diğeriyle

ilişkilerinde pek elverişli olmayan karakter sıkıntısı çeken çocuklar olduklarını gözlemişlerdir.

Böyle olunca aynı nedenler okul başarısının düşmesine de etkili olmaktadır

(Hızal, 1997, 179).

Bütün bu olumsuz özellikleriyle gündeme gelen televizyonun çocuklar için

hiç mi yararlı etkisi yoktur? Elbette vardır. Televizyonun başta gelen olumlu özelliği

dil gelişimini hızlandırması ve söz dağarcığını artırmasıdır. Sözle görüntüyü birleştirdiği

için televizyon, çocuğu çok kolay etkiler, kalıcı izler bırakır. Örneğin, sözle

görüntüyü ustaca ve en ekonomik biçimde sunan reklamları çocuklar hemen kapar

ve papağan gibi yinelerler. Televizyon çocukların bilgisini artırır, hayal alanını genişletir.

Çocuk tıpkı oynarken öğrendiği gibi televizyon başında eğlenirken öğrenir.

Büyülenmiş gibi bakarken uslanır, oyalanır ve ana-babasına sorun olmaktan çıkar. Bu

bakımdan televizyon iyi bir avutucu, iyi bir çocuk bakıcısıdır (Yavuzer, 1996, 80).

Televizyona bu özelliğinden dolayı olsa gerek elektronik bakıcı ifadesi de kullanılmaktadır.

Gerçekten de televizyonun çocukluk üzerindeki etkisinin ne olduğuna ilişkin

ne söylenirse söylensin, günümüz çocuklarının önceki çocuk gruplarına göre daha iyi

bilgilendirildiği yeterince ortak bir gözlemdir (Postman, 1995, 125).

Tematik Çocuk Kanalları

Türkiye’nin ilk çizgi film ve çocuk kanalı 1997 yılında kurulan Maxi TV’dir.

Daha sonra tarihinde JoJo TV, tarihinde D Çocuk, 25 Haziran 2007 tarihinde

Yumurcak TV, Cartoon Network (Türkiye), 24 Ekim 2008 tarihinde ise TRT Çocuk

kanalı kurulmuştur.

Çocuk kanallarının sayısının artmasıyla birlikte televizyonun etkilerine yönelik

tartışmalar bu yöne kaymıştır. Bazı bilim adamları bu tür yayınların, çocukların

seviyesinde yapılmasından dolayı yararlı olduğunu ifade ederken, bazı bilim adamları

ise çocuğun televizyon izleme süresinin ve bağımlılığının arttığını ileri sürmüşlerdir.

Televizyon yayınlarının 24 saat sürmesi, sadece çocuklara yönelik 24 saat çizgi

film yayınlanan kanalların ortaya çıkması, kanal sayısının artması, program içeriklerinin

renkli, animasyonlu ve albenili hale gelmesi, çocuk televizyon ilişkisinin bağlarını

giderek sağlamlaştırmıştır (Işık, 2007, 97).

Tematik çocuk kanal yayıncılığı ile birlikte televizyon etkisi-çocuk denkleminin

çocuk aleyhine daha da bozulacağını ileri süren Özertem’e göre; ne ülkemizde, ne

de diğer ülkelerde tematik çocuk kanallarının genç kuşaklar için uzun vadede somut

bir yararı olacağına inanmıyorum. Hele hele, bizim gibi televizyon izleme bilincinin

yerleşmediği bir ülkede çocuklara yapılacak en büyük kötülük, onları ekran karşısı-

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

10 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

na saatlerce bağlamaktır. Program içeriklerinin düzeyli ve yararlı olması da bu kanaatimi

değiştiremez. Çünkü, çocukların günlük hayat içinde televizyon izlemek dışında

yapmaları gereken daha bir çok işleri var. Oyun oynamak, okumak, ders çalışmak,

yemek yemek, uyumak, kardeşleriyle, arkadaşlarıyla ve anne-babalarıyla sohbet

etmek gibi. Oysa böyle kanallar, biri bitip anında bir diğeri başlayan iştah açıcı programlarıyla

çocuğa ekran başından kalkma fırsatı tanımıyorlar, hem sağlıklarına hem

kişiliklerine zarar veriyorlar (Özertem, 2009).

Türkiye’de yayınlarına devam eden üç çocuk kanalının sorumluları Star

Gazetesi’nde yer alan bir haberde yayıncılık anlayışlarını şöyle açıklamışlardır.

TRT Çocuk Kanalı Genel Koordinatörü Can Soysal; “TRT Çocuk ekibi

olarak 3-14 yaş grubuna ve ailelerine hitap ediyoruz. Çocukların kendini

ifade edebilmesini, özgüven kazanmasını, oynayarak, eğlenerek eğitimini

ve ailelerin bu konuda bilinçlenmesini hedefliyoruz.”

Yumurcak TV Genel Yayın Yönetmeni Meryem Akbal: “Şiddet dolu çizgi

filmlerin yerine çocukların eğlenerek öğrendiği, insanî değerleri öne çıkaran

yapımların yer aldığı bir yayıncılık anlayışını benimsiyoruz. Çocuklar,

yetişkinler için hazırlanan programların bağımlısı haline geldi. Yumurcak

TV’nin de amacı; çocukları bu zararlı bağımlılıktan korumak ve aileleri

bilinçlendirmek. Kanalımız sabahtan akşama kadar çocuklara yönelikken,

saat 23:00’dan sonra ailelere yönelik eğitim programları ve belgeseller

yayınlıyor.”

D Çocuk Tematik Müdürü Şebnem Ergezen: “D Çocuk olarak şiddet,

erotizm, cinsel sapkınlık, argo, küfür barındıran programlar yerine eğitici

yönü olan, çeşitli konularda bilgi edinmeyi sağlayan programları seçmeye

gayret ediyoruz. Hatta sakıncalı bölümleri kesiyor, gerekirse uzman görüşüne

başvuruyoruz (stargazetesi.com, 2008).

Alan Araştırması

Amaç ve Önem:

Televizyonun, ister olumlu isterse olumsuz, çocuklar üzerindeki etkisi hiçbir

şekilde yadsınamaz. Günün belli bir saatinde ve belli bir sürede televizyonun yaydığı

kültürel mesajlara muhatap olan genç beyinlerin, televizyon karşısındaki çaresizliği

yetişkinlere oranla çok daha fazladır. Bu sebeple hem yayın yapan kuruluşların

hem de ebeveynlerin televizyon ve çocuk arasındaki vazgeçilmez ilişkiye son derece

önem vermesi gerekmektedir. Ancak bu önemin, aynı zamanda somut verilere

dayanması da bir başka önem arz eden konudur. Bu sebeple, bu çalışmanın temel

amacı; ilköğretim çağında bulunan çocukların genel olarak televizyona, özelde ise

çocuklara yönelik yayın yapan tematik kanallara bakış açısını belirlemek ve televizyon

izleme alışkanlıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın önemi de buradan gelmektedir.

Elde edilen verilerin, ilköğretim çağındaki çocukların televizyonla kurduğu

bağın anlaşılmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Yöntem:

Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda ilgili bilimsel literatürün

gözden geçirilmesinin ardından soru formu hazırlanmıştır. Anketin uygulanu

Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 11

ması esnasında ortaya çıkabilecek eksikliklerin önceden tespiti için soru formu, öncelikli

olarak 10 kişilik kontrol grubunda denenmiş, gerekli görülen düzeltmelerin

ardından anket örneklem grubuna uygulanmıştır.

Anketlerden elde edilen veriler SPSS 16,0 istatistik programına aktarılmış ve

basit frekans analizleri yapılmıştır. Ayrıca çapraz tablolarda Ki Kare (2) testi yapılarak

değişkenler arasındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığı tespit edilmiştir.

Evren ve Örneklem:

Araştırmanın evrenini Elazığ ili ilköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Bu

kapsamda Elazığ İlköğretim Okulu, Milli Egemenlik İlköğretim Okulu ve Evren Paşa

İlköğretim Okulu öğrencilerinden rastgele seçilen 480 kişilik bir örneklem grubuna

ulaşılmıştır. Araştırma 3, 4, 5 ve 6. sınıflarla sınırlı tutulmuştur.

Bulgular ve Analiz:

Anket katılımcılarından 257’si (% 53,5) erkek, 223’ü (% 46,5) kız öğrencidir.

Araştırmaya katılan öğrencilerden 117’si (% 24,4) 3. sınıf, 123’ü (% 25,6) 4. sınıf

öğrencisidir. 120’şer kişi ise (% 25,0 + % 25,0) 5. ve 6. sınıf öğrencisidir.

Katılımcıların velilerinin mesleklerine göre dağılımları şu şekildedir; 143 kişi

(% 29,8) memur, 81 kişi (% 16,9) işçi, 40 kişi (% 8,3) esnaf, 71 kişi (% 14,8) ev kadını,

10 kişi (% 2,1) emekli, 1 kişi (% 0,2) öğrenci, 93 kişi (% 19,4) serbest meslek çalışanıdır.

Bu soruya 36 kişi (% 7,5) ‘diğer’ seçeneğini işaretleyerek cevap verirken 5 kişi soruyu

cevapsız bırakmıştır.

Katılımcılardan 147 kişi (% 30,6) 600 TL ve altında, 108 kişi (% 22,5) 601-1000

TL, 92 kişi (% 19,2) 1001-1500 TL, 38 kişi (% 7,9) 1501-2000 TL, 66 kişi (% 13,8) 2000

TL ve üzerinde aylık gelir grubuna dahildir.

Tablo 1: Öğrencilerin Düzenli Olarak Televizyon İzleme Alışkanlığı

Düzenli olarak televizyon izlemek, televizyon kanallarında devamlı olarak

takip edilen ve beğenilen programların varlığına işarettir. Günümüzde her birey televizyon

izlemektedir ancak kimileri televizyonu zaman zaman izlemekte ve anlık

beklentileri doğrultusunda takip etmektedir. Bu anlamda ankete katılan öğrencilerin

büyük bir kısmının (% 58,5) televizyonu düzenli olarak takip ettiği, geri kalanının (%

40,6) ise düzenli olarak televizyon izlemediği görülmektedir.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

12 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

f %

Evet 281 58,5

Hayır 195 40,6

Boş 4 0,8

Toplam 480 100

Tablo 2: Öğrencilerin Günlük Ortalama Televizyon İzleme Süreleri

Daha önce de belirtildiği gibi yapılan birçok araştırmada, okul çağında bulunan

çocukların, okul öncesine nazaran daha az televizyon izlediği tespit edilmiştir.

İlköğretim öğrencilerine uygulanan bu çalışmada, seçilen örneklemin günlük ortalama

televizyon izleme süresinin büyük oranda 1 saatten az (% 21,7), 1 saat (% 29,4) ve

2 saat (% 25,2) sürelerinde toplandığı görülmektedir. Bu veriler ışığında örneklem

grubunun marjinal derece uzun süre televizyon izlemediği söylenebilir. Ancak 4 saat

ve üzerinde televizyon izleyen kişi sayısının toplam 35 kişi olması da dikkat çekici bir

veri olarak kabul edilebilir.

Tablo 3: Öğrencilerin Televizyonu En Çok Hangi Saatler Arasında İzlediği

Ankete katılan örneklemin televizyon izlediği zaman dilimi Tablo-3’te görülmektedir.

Öğrencilerin okul saatleri göz önünde bulundurulduğunda, televizyon

izleme aktivitesinin okul dışı zaman dilimlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Ancak

anket katılımcılarının bir kısmının sabah, diğer kısmının öğleden sonra okulda olduğu

düşünüldüğünde bütün zaman dilimlerinde televizyonun izlendiği görülmektedir.

Televizyon kanallarının yayın programları değerlendirildiğinde çocuklara yönelik

programların özellikle sabah saatlerinde yayınlanması, izleme saatlerini de şekillendirmektedir.

Bunun dışında özellikle prime time (20.00-22.00) denilen zaman aralığının,

çocukların (132 kişi % 27,5) en çok televizyon izlediği zaman dilimi olduğu

anlaşılmaktadır.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 13

Süre f %

1 Saatten Az 104 21,7

1 Saat 141 29,4

2 Saat 121 25,2

3 Saat 70 14,6

4 Saat 32 6,7

5 Saat ve üzeri 3 0,6

Boş 9 1,9

Toplam 480 100

Zaman Dilimi f %

07.00-10.00 103 21,5

10.00-13.00 42 8,8

13.00-17.00 76 15,8

17.00-20.00 101 21,0

20.00-22.00 132 27,5

22.00’dan Sonra 12 2,5

Boş 14 2,9

Toplam 480 100

Tablo 4: Öğrencilerin İzlemeyi Tercih Ettiği Televizyon Kanalları

Ankete katılan örneklem grubuna en çok tercih ettiği televizyon kanalları

sorusu yöneltilmiş ve birden çok şık işaretleyebileceği belirtilmiştir. Tablo-4’te de

görüldüğü gibi en çok takip edilen televizyon kanalının (267 kişi % 28,0) ATV olduğu

belirlenmiştir. Bunun yanında ikinci olarak Kanal D ve üçüncü olarak Show

TV’nin en çok izlenen televizyon kanalı olduğu görülmektedir.

Tablo 5: Öğrencilerin İzlemeyi En Çok Tercih Ettiği Televizyon Program Türü

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

14 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

TV Kanalı f %

ATV 267 28,0

Kanal D 185 19,4

Star 75 7,9

Show TV 147 15,4

CNN Türk 14 1,5

NTV 27 2,8

TRT 45 4,7

Kanal 7 36 3,8

Habertürk 9 0,9

STV 32 3,4

24 5 0,5

Ülke 3 0,3

Fox 95 9,9

Diğer 15 1,6

Toplam 955 100

Program Türü f %

Çizgi Film 165 34,4

Çocuk Prog. 89 18,5

Yerli Dizi 75 15,6

Yabancı Dizi 17 3,5

Film 29 6,0

Yarışma Prog. 43 9,0

Spor Prog. 15 3,1

Müzik Prog. 11 2,3

Belgesel 27 5,6

Diğer 5 1,0

Boş 4 0,8

Toplam 480 100

Günümüzde çocuklar, televizyon kanallarının gözden uzak tutamayacağı

önemli bir izler kitleyi oluşturmaktadır. Özellikle ülkemiz gibi genç nüfusu fazla olan

bir ülkede çocukların beğenilerine yönelik programların sayıları giderek artmaktadır.

Çocuklardan beklenilen program beğeni türü de elbette çizgi film ağırlıklı olacaktır.

Seçilen örneklem grubunda 165 kişi (% 34,4) en çok çizgi film izlemeyi tercih etmektedir.

Çocuk programları da bir diğer en çok tercih edilen program türüdür. Çizgi

filmler ve çocuk programları, çocuklar için özel olarak üretildiğinden, görece olarak

içerisinde daha az olumsuz mesajı barındırmaktadır. Ancak, yetişkinlere yönelik

programlarla karşılaşan çocukların, olumsuz ve yaşına uygun olmayan mesajlarla

karşılaşması çok daha muhtemeldir. Bu açıdan bakıldığında yerli dizi, yabancı dizi,

film, yarışma programı ve spor programı izleyen kişi sayısının hiç de az olmadığı dikkat

çekmektedir. Genel olarak yetişkinlere yönelik olarak içeriği doldurulan bu programları

izleyen çocukların olumsuzluklarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.

Tablo 6: Öğrencilerin En Çok İzlediği Çocuk Kanalı

Uydu teknolojilerinin ülkemizde de gelişmesi sonucu tematik kanalların varlığı

ve etkinlik alanı giderek gelişmektedir. Çocuklar için geliştirilen tematik kanallar

uydu yayınları aracılığıyla bütün yerleşim yerlerine ulaşmakta, hatta yabancı menşeli

yayın kuruluşları ülkelerin dillerine göre yayınlar gerçekleştirerek çok geniş kitlelere

ulaşabilmektedirler. Ülkemizde de gerek yerli gerekse yabancı menşeli birçok

çocuk kanalı yayın yapmaktadır. Örneklem grubunun en çok izlediği çocuk kanalları

arasında TRT Çocuk’un ilk sırada yer aldığı görülmektedir. İkinci sırada ise

Cartoon Network yer almaktadır. Diğer çocuk kanallarının, Yumurcak TV dışında,

etkinlik alanının çok daha dar olduğu belirlenmiştir. “TRT Çocuk” televizyonu uydu

yayıncılığı ve dijital platformların yanında karasal yayıncılık da yaptığından dolayı

daha fazla izleyici kitlesine hitap etmektedir. Hiç şüphesiz bu durum izlenme oranını

da aynı şekilde doğru orantılı olarak artırmaktadır. Ancak, diğer kanallar uydu ya

da dijital platformlar aracılığıyla yayın yapmakta, karasal yayıncılık yapmamaktadırlar.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 15

Çocuk Kanalı f %

Cartoon Network 171 35,6

D Çocuk 10 2,1

Disney Channel 6 1,2

Disney XD 4 0,8

Jetix Play 3 0,6

Jojo 5 1,0

Maxi TV 12 2,5

Nickelodeon 8 1,7

TRT Çocuk 183 38,1

Yumurcak TV 78 16,2

Toplam 480 100

Tablo 7: Öğrencilerin Çocuk Kanallarında En Çok İzlediği Programlar

Ankete katılan öğrencilerden, çocuk kanallarında en çok izlediği üç programın

adını yazmaları istenmiştir. Elde edilen verilere göre, çocuklar arasında en yaygın

(233 kişi - % 21,0) olarak takip edilen programın Cartoon Network’te yayınlanan

‘Benten’ adlı çizgi film olduğu görülmektedir. Bu çizgi filmin kahramanı Benten, dünyada

barış ve huzur için çalışan bir kahramandır. Her ne kadar kötülüklerle mücadele

eden bir kahraman olsa da Benten’in maceralarında çokça şiddet unsuru görülmektedir.

Tablo 8: Öğrencilerin En Sevdiği Çizgi Film Kahramanı

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

16 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

Program f % Program f %

Benten 233 21,0 Yarışçı 61 5,5

Bakugan 67 6,0 Kod Adı Afacanlar 16 1,4

Keloğlan Masalları 51 4,6 Haberin Olsun 21 1,9

Tom ve Jerry 120 10,8 Arthur 58 5,2

Nano Çocuk 30 2,7 Garfield 2 0,2

Johnny Bravo 36 3,2 Kasaba 60 5,4

Avatar 4 0,4 Tarçın Ve Arkadaşları 4 0,4

Düş Peşime 25 2,3 Fear Factor 3 0,3

Üçüzler 100 9,0 Cedric 14 1,3

Kayu 57 5,1 Afacan Dennis 6 0,5

Samuray Jack 47 4,2 Sünger Bob 16 1,4

Rüzgâr Gülü 32 2,9 Bilen Parmak Kaldırsın 46 4,1

Toplam 1109 100

Kahraman f % Kahraman f %

Benten 150 31,2 Arthur 6 1,2

Nano Çocuk 8 1,7 Sünger Bob 8 1,7

Tom ve Jerry 67 14,0 Cedric 8 1,7

Süperman 44 9,2 Spider Man 11 2,3

Avatar 1 0,2 Flora 1 0,2

Scoby Do 4 0,8 Bloom 11 2,3

Johnny Bravo 4 0,8 Kayu 29 6,0

Sinbad 4 0,8 Üçüzler 18 3,8

Toplam (Boş f: 106 % 22,1) 480 100

Tablo 9: Öğrencilerin, Yerinde Olmak İstediği Çizgi Film Kahramanı

Tablo-8 ve Tablo-9’da öğrencilerin en sevdiği çizgi film karakterleri ve yerinde

olmak isteyebilecekleri kahramanlar görülmektedir. Öğrencilerin en sevdiği çizgi film

kahramanı yine Benten olarak gözükmekte ve Benten, öğrenciler tarafından en çok

yerinde olmak istenen çizgi film kahramanıdır. Bu durum Benten çizgi filminin ve

Benten karakterinin öğrenciler üzerindeki yoğun etkisini göstermektedir. Benten’e göre

az olsa da, diğerlerine nazaran en beğenilen karakterlerin ve yerinde olmak istenilen

karakterin başında Tom ve Jerry çizgi filminin karakterleri gelmektedir. Tom ve Jerry

gibi birbirleriyle mücadele eden ve herhangi bir kahramanlıkları bulunmayan bu iki

karakterin çocuklar tarafından örnek alınması ve yerinde olmak istenmesi dikkat çekici

bir veri olarak değerlendirilebilir.

Tablo 10: Öğrencilerin Çocuk Kanallarından Program Türüne Göre Beklentisi

Örneklemin en çok izlediği program türü çizgi filmler iken, öğrencilerin çocuk

kanallarından beklentileri yine çizgi filmlerin daha çok yayınlanması yönündedir. Anket

katılımcılarının büyük çoğunluğu olan 166 kişi (% 34,6) bu yönde beklenti içerisinde

olduğunu belirtirken, çocuk kanallarında diğer program türlerine göre daha az yer edinen

program türü olarak ‘Eğitim Programları’ da 120 kişi (% 25,0) tarafından daha çok

yayınlanması istenilen program türüdür. Bu durum, izleyicileri de göz önünde bulundurulduğunda,

çocuk kanallarının daha dengeli bir program akışına sahip olması gerektiğini

ortaya koymaktadır.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 17

Kahraman f % Kahraman f %

Benten 155 32,3 Arthur 7 1,5

Avatar 2 0,4 He-Man 1 0,2

Barbie 18 3,8 Sünger Bob 9 1,9

Bez Bebek 1 0,2 Cedric 9 1,9

Johnny Bravo 8 1,7 Flora 2 0,4

Spider Man 18 3,8 Bloom 11 2,3

Tom ve Jerry 74 15,4 Kayu 29 6,0

Sinbad 6 1,2 Üçüzler 18 3,8

Toplam (Boş f: 112 % 23,3) 480 100

Program Türü f %

Çizgi Film 166 34,6

Çocuk Prog. 80 16,7

Eğitim Prog. 120 25,0

Yarışma Prog. 36 7,5

Belgesel 46 9,6

Spor Prog. 16 3,3

Diğer 6 1,2

Boş 10 2,1

Toplam 480 100

Tablo 11: Öğrencilerin Okul Derslerine Yardımcı Nitelikte Program

Yapılmasına Yönelik Çocuk Kanallarından Beklentisi

Eğitim programlarında olduğu gibi, çocuk kanallarının örgün öğretime yardımcı

nitelikte programlar yayınlaması da örneklem grubu tarafından büyük bir

oranla (% 81,9) istenmektedir. Böylece çocuk kanallarının yeterince eğitim programı

yayınlamadığı ve yayınlaması gerektiğine yönelik kanaatin fazlasıyla yaygın olduğu

görülmektedir.

Tablo 12: Çocuk Kanallarında İzlenen Programların Derslere Yardımcı Olup

Olmadığına Yönelik Öğrencilerin Düşüncesi

Çocuk kanallarında izlenen çizgi film, çocuk programı türünden programlar;

toplumu, doğayı, kişilerarası ilişkiler ve etkileşimi tanıtıcı özellikte içeriği de barındırmaktadır.

Bu yönüyle çocukların toplumu ve hayatı anlamlandırmasında olumlu

ya da olumsuz yönde katkıları olmaktadır. Okul çağındaki bir çocuğun, televizyon

programlarından, sosyal hayatının büyük bir kısmını oluşturan okul ve derslerine

ilişkin izlenimler edinmesi çok doğal gözükmektedir. Ankete katılan öğrencilerin

büyük bir kısmı (322 kişi % 67,1) kısmen ya da çokça, izledikleri programların derslerinde

yardımcı nitelikte olduğunu belirtmektedir. Ancak bir diğer önemli kesim ise

(149 kişi % 31,0) bu programların hiçbir şekilde derslerine yardımcı olmadığını belirtmektedir.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

18 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

f %

Evet 393 81,9

Hayır 75 15,6

Boş 12 2,5

Toplam 480 100

f %

Evet, Çok 93 19,4

Evet, Kısmen 229 47,7

Hayır, Hiç 149 31,0

Boş 9 1,9

Toplam 480 100

Tablo 13: Öğrencilerin Çocuk Kanallarından Elde Ettiklerini

Düşündükleri Faydalar

Çocuk kanallarının, örneklem grubundaki çocuklar açısından elde ettikleri

faydanın en çok hayal dünyasını geliştirmesi olduğu görülmektedir. İkinci olarak ise

eğlendirici özelliği ön plana çıkmaktadır. Bu durum örneklem grubundaki öğrencilerin

büyük bir çoğunluğunun tematik televizyonlarını eğlence, boş vakit geçirme gibi

nedenlerle takip ettiklerini ortaya koymaktadır.

Tablo 14: Velilerin, İzlenen Televizyon Kanallarında Öğrencileri Yönlendirip

Yönlendirmediği

Çocukların televizyon kanallarında izlediği programları seçme inisiyatifinin

çocukların elinde olması çoğu zaman çeşitli problemlere neden olmaktadır. Bu problemlerin

başında ise çocukların yaşlarına uygun olmayan iletilerle karşılaşmasıdır. Bu

sebeple, çocukların televizyon ekranlarında neleri izleyip neleri izlememesi gerektiği

noktasında en büyük görev ailelere düşmektedir. Çocuklarının psikolojik durumunu

önemseyen ebeveynlerin en önemli görevlerinden birisi de çocuklarının televizyonda

neleri izlediğini bilmesi ve kontrol etmesidir. Bu amaçla ankete katılan öğrencilere

yöneltilen ‘İzlediğiniz çocuk kanallarını ve programlarını tercihinizde anne-babanızın yönlendirmesi

oluyor mu?’ sorusuna cevaben 270 kişi (% 56,2) evet yanıtını vermiştir.

Ancak, bu kişi sayısına çok yakın bir oran (191 kişi % 39,8) tarafından da bu soruya

hayır yanıtı verilmiştir. Araştırma açısından son derece önemli bir veri olarak bu

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 19

Edinilen Fayda f %

Eğitici 62 12,9

Bilgilendirici 66 13,8

Eğlendirici 121 25,2

Haberdar Edici 20 4,2

Geliştirici 18 3,8

Derslere Yardımcı 9 1,9

Hayal Dünyasına Faydalı 128 26,7

Yararsız 27 5,6

Fikrim Yok 19 4,0

Boş 10 2,1

Toplam 480 100

f %

Evet 270 56,2

Hayır 191 39,8

Boş 19 4,0

Toplam 480 100

sonuçlar bir çok aile tarafından çocukların televizyon programları konusunda herhangi

bir yönlendirmeye tâbi tutmadığını göstermektedir.

Tablo 15: Öğrencilerin Televizyonu Ailesinden Biriyle mi

Yoksa Yalnız mı İzlediği

Televizyonu çocuğun yalnız izlemesi olası etkilerini artırdığı konusunda ortak

bir görüş vardır. Bu çerçevede sorulan “Televizyonu Ailesinden Biriyle mi Yoksa Yalnız mı

İzliyorsunuz” sorusuna katılımcıların %75.8 aileden biriyle, %21.7’si yalnız izlediğini

belirtmiştir. Aileden biriyle anne-baba-kardeşlerden biriyle izlenen televizyon elbette

ki olumsuz etki değeri düşük, olumlu etki değeri yüksek olabilecek, çocuklar izledikleri

aracılığıyla izledikleri hakkında yorumlar alabilecek, oluşabilecek soru işaretlerini

ortadan kaldırabilecektir.

Tablo 16: Veliler, Öğrencilerin Saat Kaça Kadar Televizyon

İzlemesine Müsaade Ediyor

Televizyon izlemek çoğu zaman çocukların fazlasıyla zamanını alan bir aktivitedir.

Özellikle de kendilerine hitap eden yayınlar karşısında çocuklar, zamanlarının

büyük bir kısmını televizyon başında geçirerek; derslerine, uyku düzenlerine ve

sosyal yaşamlarını olumsuz bir şekilde etkilemektedirler. Bu sebeple televizyon izleme

ediminin aileler tarafından makul bir şekilde kısıtlanması gerekmektedir. Örnekleme

yöneltilen soru çerçevesinde ailelerin büyük bir çoğunluğunun (% 36,2) çocuklarına

saat 20.00’kadar televizyon izlemesine müsaade etmektedir. Bu oran, beklenilen

bir şekilde, zamanın ilerlemesine paralel olarak düşmektedir. Ancak burada dikkat

çekilmesi gereken bir konu daha var ki; ilköğretim çağındaki çocukların gerek

dersleri gerekse uyku düzenleri açısından saat 22.00’a ve daha ileri vakitlere kadar

televizyon izlemesinin son derece sakıncalı olduğudur. Örneklem grubunda da bu

oranın yüksek olduğu görülmektedir.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

20 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

f %

Aileden Biriyle 364 75,8

Yalnız 104 21,7

Boş 12 2,5

Toplam 480 100

f %

20.00’a Kadar 174 36,2

21.00’a Kadar 156 32,5

22.00’a Kadar 86 17,9

23.00’a Kadar 36 7,5

24.00’a Kadar 15 3,1

Boş 13 2,7

Toplam 480 100

Tablo 17: Öğrencilerin, Birlikte Televizyon İzlemek Yerine

Ailesinden Beklentisi

Günümüzde ev yaşamının merkezî konumuna yerleşen televizyon aile içerisindeki

en önemli aktivitelerden birini oluşturmaktadır. Gündelik yaşamın vazgeçilmez bir

unsuru olan televizyon izleme alışkanlıkları bir bağımlılık ölçüsünde şekillendiğinde

aile içi iletişim ve etkileşimin de önüne geçmektedir. Bu durumdan aile içerisinde en çok

etkilenen bireyler çocuklardır. Çünkü aileler genellikle çocuklarının sorunları, ödevleri,

duygu ve düşünceleriyle ilgilenmektense, birlikte televizyon izlemeyi tercih etmektedirler.

Ancak çocukların televizyon izlemek yerine ailelerinden çok daha farklı beklentileri

olabilmektedir. Ankete katılan örneklem grubu, ailelerden televizyon izlemek yerine en

çok derslerine yardım edilmesi (% 31,0) ve kitap okunmasıdır (% 30,6). Bu yönüyle

çocukların, televizyon izlemek yerine gelişimlerine ve başarılarına çok daha faydalı aktiviteleri

rahatlıkla kabul edebileceklerini göstermektedir.

Tablo 18: Öğrencilerin Çocuk Kanallarını İzlerken Hissettikleri

Çocuk programlarının, çocukların hayal dünyasına sağladığı katkılar görmezden

gelinemez. Ankete katılan örneklem içerisinde çocuk kanallarından elde ettikleri

faydalarla ilgili verilerde (Bknz. Tablo-13) katılımcıların büyük çoğunluğu hayal dünyalarını

geliştirmek adına çocuk kanallarının faydalarını gördükleri belirtmişlerdir.

Aynı şekilde ankete katılan öğrencilerden 174 kişi (% 36,2), çocuk kanallarını izlerken

hayal kurduklarını belirtmiş, bir diğer önemli oranda kişi de (% 34,8) mutluluk hissinde

olduklarını belirtmiştir.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 21

f %

Derslere Yardım 149 31,0

Aile İçi Sohbet 104 21,7

Oyun Oynama 39 8,1

Kitap Okuma 147 30,6

Gezmek 32 6,7

Boş 9 1,9

Toplam 480 100

f %

Mutluluk 167 34,8

Hayal Kurmak 174 36,2

Heyecan 43 9,0

Diğer 15 3,1

Hiçbir Şey 65 13,5

Boş 16 3,3

Toplam 480 100

Tablo 19: Cinsiyet ve Düzenli Televizyon İzleme Alışkanlığı

Arasındaki İlişki

H0: Öğrencilerin düzenli olarak televizyon izlemeleri, cinsiyetlerine göre farklılık göstermez.

H1: Öğrencilerin düzenli olarak televizyon izlemeleri, cinsiyetlerine göre farklılık gösterir.

Cinsiyet ve düzenli televizyon izleme arasındaki ilişki Tablo-19’da görülmektedir.

Elde edilen verilere göre erkeklerin, kız öğrencilere göre düzenli televizyon izleme

alışkanlığına daha fazla sahip olduğu anlaşılmaktadır. Düzenli olarak televizyon

izlediğini belirten örneklem grubunda erkeklerin oranının % 59,1, kız öğrencilerin

oranının ise % 40,9 olması bu kanıyı kuvvetlendirmektedir. Yapılan Ki Kare (X2) testinde

de cinsiyet ve düzenli olarak televizyon izleme alışkanlığı arasında anlamlı bir

bağ olduğu görülmüştür. Dolayısıyla ‘Öğrencilerin düzenli olarak televizyon izlemeleri,

cinsiyetlerine göre farklılık gösterir’ (H1) hipotezinin doğrulandığı sonucuna

varılmıştır.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

22 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

Evet Hayır

Erkek 166 89 255

(1)% 65,1 34,9 100,0

(2)% 59,1 45,6 53,6

Toplamda % 34,9 18,7 53,6

Kız 115 106 221

(1) % 52,0 48,0 100,0

(2) % 40,9 54,4 46,4

Toplamda % 24,2 22,2 46,4

Toplam 281 195 476

(1) % 59,1 40,9 100,0

(2) % 100,0 100,0 100,0

Toplamda % 59,1 40,9 100,0

2

p = 0,004 < 0,05

(2) Düzenli Olarak

Televizyon İzliyor

musunuz? Toplam

(1) Cinsiyet

Tablo 20: Cinsiyet ve Televizyon İzleme Süresi Arasındaki İlişki

H0: Öğrencilerin ortalama televizyon izleme süreleri, cinsiyetlerine göre farklılık göstermez.

H1: Öğrencilerin ortalama televizyon izleme süreleri, cinsiyetlerine göre farklılık gösterir.

Günlük ortalama televizyon izleme süresi ile cinsiyet arasındaki ilişkiyi gösteren

Tablo-20’de de görüldüğü gibi, erkek katılımcıların, kız katılımcılara oranla daha

fazla televizyon izlediği anlaşılmaktadır. Tıpkı düzenli olarak televizyon izleme alışkanlığında

olduğu gibi, erkek katılımcıların ortalama olarak günlük televizyon izleme

alışkanlığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Cinsiyet ve televizyon izleme

süresi değişkenleri arasında da, yapılan Ki Kare testi sonucunda anlamlı bir ilişki

olduğu tespit edilmiştir. Böylece (H1) hipotezinin doğrulandığı sonucuna varılmıştır.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 23

Bir 5 Saat ve

Saatten 1 Saat 2 Saat 3 Saat 4 Saat Üzeri

Az

Erkek 46 68 71 45 21 3 254

(1) % 18,1 26,8 28,0 17,7 8,3 1,2 100,0

(2) % 44,2 48,2 58,7 64,3 65,6 100,0 53,9

Toplamda % 9,8 14,4 15,1 9,6 4,5 0,6 53,9

Kız 58 73 50 25 11 0 217

(1) % 26,7 33,6 23,0 11,5 5,1 0,0 100,0

(2) % 55,8 51,8 41,3 35,7 34,4 0,0 46,1

Toplamda % 12,3 15,5 10,6 5,3 2,3 0,0 46,1

Toplam 104 141 121 70 32 34 471

(1) % 22,1 29,9 25,7 14,9 6,8 0,6 100,0

(2) % 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0

Toplamda % 22,1 29,9 25,7 14,9 6,8 0,6 100,0

2

p = 0,014 < 0,05

(2) Günde Ortalama Televizyon İzleme Süresi

Toplam

(1) Cinsiyet

Tablo 21: Cinsiyet ve Ailenin Televizyon İzleme Süresine Verdiği Müsaade

Arasındaki İlişki

H0: Ailelerin çocuklarına televizyon izleme süresine verdiği müsaade, cinsiyete göre farklılık göstermez.

H1: Ailelerin çocuklarına televizyon izleme süresine verdiği müsaade, cinsiyete göre farklılık gösterir.

Ailelerin, çocuklarına akşam saat kaça kadar televizyon izlemelerine izin verdiği

sorusu, cinsiyet değişkenine göre değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere göre,

ailelerin erkek çocuklara daha ileri vakitlere kadar televizyon izlemelerine izin verdiği

görülürken, kız çocuklarında bu oranın ilerleyen zaman dilimine ters orantılı bir

şekilde düştüğü görülmektedir. Ki Kare testi sonucunda da değerlendirilen değişkenler

arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüş, ‘Ailelerin çocuklarına televizyon

izlemesine verdiği iznin, cinsiyete göre farklılık gösterdiği’ hipotezi doğrulanmıştır.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

24 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

20.00 21.00 22.00 23.00 24.00

Erkek 75 81 58 28 11 253

(1)% 29,6 32,0 22,9 11,1 4,3 100,0

(2)% 43,1 51,9 67,4 77,8 73,3 54,2

Toplamda % 16,1 17,3 12,4 6,0 2,4 54,2

Kız 99 75 28 8 4 214

(1)% 46,3 35,0 13,1 3,7 1,9 100,0

(2)% 56,9 48,1 32,6 22,2 26,7 45,8

Toplamda % 21,2 16,1 6,0 1,7 0,9 45,8

Toplam 174 156 86 36 15 467

(1) % 37,3 33,4 18,4 7,7 3,2 100,0

(2) % 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0

Toplamda % 37,3 33,4 18,4 7,7 3,2 100,0

2

p = 0,000 < 0,05

(2) Ailenin Televizyon İzleme Saatine Verdiği

İzin Toplam

(1) Cinsiyet

Tablo 22: Sınıf ve Tercih Edilen Program Türü Arasındaki İlişki

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 25

3. Sınıf 4. Sınıf 5. Sınıf 6. Sınıf

Çizgi Film 52 46 43 24 165

(1) % 31,5 27,9 26,1 14,5 100,0

(2) % 44,4 38,3 35,8 20,2 34,7

Toplamda % 10,9 9,7 9,0 5,0 34,7

Çocuk P. 25 24 22 18 89

(1) % 28,1 27,0 24,7 20,2 100,0

(2) % 21,4 20,0 18,3 15,1 18,7

Toplam % 5,3 5,0 4,6 3,8 18,7

Yerli Dizi 9 9 24 33 75

(1) % 12,0 12,0 32,0 44,0 100,0

(2) % 7,7 7,5 20,0 27,7 15,8

Toplamda % 1,9 1,9 5,0 6,9 15,8

Yabancı Dizi 3 3 8 3 17

(1) % 17,6 17,6 47,1 17,6 100,0

(2) % 2,6 2,5 6,7 2,5 3,6

Toplamda % 0,6 0,6 1,7 0,6 3,6

Film 5 9 3 12 29

(1) % 17,2 31,0 10,3 41,4 100,0

(2) % 4,3 7,5 2,5 10,1 6,1

Toplamda % 1,1 1,9 0,6 2,5 6,1

Yarışma P. 8 13 8 14 43

(1) % 18,6 30,2 18,6 32,6 100,0

(2) % 6,8 10,8 6,7 11,8 9,0

Toplamda % 1,7 2,7 1,7 2,9 9,0

Spor P. 3 6 2 4 15

(1) % 20,0 40,0 13,3 26,7 100,0

(2) % 2,6 5,0 1,7 3,4 3,2

Toplamda % 0,6 1,3 0,4 0,8 3,2

Müzik P. 3 1 5 2 11

(1) % 27,3 9,1 45,5 18,2 100,0

(2) % 2,6 0,8 4,2 1,7 2,3

Toplamda % 0,6 0,2 1,1 0,4 2,3

Belgesel 6 8 5 8 27

(1) % 22,7 29,6 18,5 29,6 100,0

(2) % 5,1 6,7 4,2 6,7 5,7

Toplamda % 1,3 1,7 1,1 1,7 5,7

Diğer 3 1 0 1 5

(1) % 60,0 20,0 0,0 20,0 100,0

(2) % 2,6 0,8 0,0 0,8 1,1

Toplamda % 0,6 0,2 0,0 0,2 1,1

117 120 120 119 476

24,6 25,2 25,2 25,0 100,0

100,0 100,0 100,0 100,0 100,0

24,6 25,2 25,2 25,0 100,0

2 (1) Sınıf

p = 0,000 < 0,05

Toplam

(1) %

(2) %

Toplamda %

(2) Televizyonda Tercih Edilen Program Türleri

Toplam

H0: Öğrencilerin izlemeyi tercih ettiği program türü, kaçıncı sınıfta olduklarına göre

farklılık göstermez.

H1: Öğrencilerin izlemeyi tercih ettiği program türü, kaçıncı sınıfta olduklarına göre

farklılık gösterir.

Çizgi filmler ve çocuk programları, araştırmaya katılan örneklem grubunun

en çok tercih ettiği program türleridir. Ancak Tablo-22’de de görüldüğü gibi çizgi film

ve çocuk programlarına göre nispeten daha çok yetişkinlerin takip ettiği yerli dizi,

yabancı dizi ve film gibi program türlerinin izlenme oranları, öğrencilerin okuduğu

sınıfın yükselmesi ile doğru orantılı bir şekilde arttığı görülmüştür. Bununla paralel

bir şekilde çizgi film ve çocuk programlarının 5. ve 6. sınıf öğrencileri tarafından daha

az takip edildiği tespit edilmiştir. Yapılan Ki Kare testi sonucunda da, öğrencilerin

okuduğu sınıf (ve dolayısıyla yaş) değişkeni ile izlemeyi tercih ettiği program türü

değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Böylece öğrencilerin okudukları

sınıfa (ve bulundukları yaşa) göre izlemeyi tercih ettiği program türlerinin

farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Değerlendirme ve Sonuç

Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı il merkezindeki ilköğretim okullarının

3, 4, 5, ve 6. sınıflarında eğitim gören çocukların tematik televizyon izleme alışkanlıklarını

belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada elde edilen sonuçlar ve değerlendirmeler

aşağıda özetlenmeye çalışılmıştır.

Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde çocukların yaklaşık olarak yarısı

günde 1 saat ve altında, %90’nından fazlası ise ez az üç saat ve altında televizyon izlemektedir.

Bu durum çocukların televizyon yayınlarının etkilerine oldukça uzun bir

süre açık olduklarını, eğer yönlendirme ve rehberlik doğru ve yeterli bir şekilde yapılmadığı

takdirde pek çok olumsuz sonuçların ortaya çıkabileceğini göstermektedir.

Çocukların televizyon izleme saatleri sabah ve akşam saatlerinde yoğunlaşmaktadır.

Sabah saatleri (07.00-10.00) ile akşam saatlerinde (17.00-20.00) çocukların

televizyon izleme eğilimleri göstermesi televizyonların çocuklara yönelik yayınlarının

yoğunlaştığı saatler olmasıyla ilişkilendirilmesi mümkündür. Ancak 20.00-22.00

saatlerinin çocukların en fazla televizyon izlediği saat dilimi olarak ortaya çıkmış

olması ve o saat diliminin Prime-time olarak değerlendirilen dizi film, magazin, reality

şovlar, eğlence ve yarışma gibi çocukların algılama düzeyinin üzerinde yayınların

yer aldığı bir kuşak olması oldukça dikkat çekici bir değerlendirmedir.

Araştırmada çocukların ağırlıklı olarak çizgi film ve çocuk programları izlemeyi

tercih ettiğini ortaya çıkmıştır. Sınıf ve tercih edilen program türü arasındaki

ilişki değerlendirildiğinde de ilköğretim çağı çocukları, tüm sınıflarda genellikle çizgi

film ve çocuk programı izlemektedir. Ancak, yerli dizi ve yarışma programlarının

çok büyük oranda 5. ve 6. sınıflar tarafından tercih edildiği belirlenmiştir.

Çocukların izlemeyi en çok tercih ettiği televizyon kanalları ise ATV, Kanal D

ve Show TV’dir.

En çok izlenen çocuk kanalları ise TRT Çocuk, Cartoon Network ve Yumurcak

TV’dir. TRT Çocuk’un en çok izlenen çocuk televizyonu olması; ağırlıklı olarak yerli

yapımlara yer vermesi ve hem uydu hem de karasal yayın yapmasına bağlanabilir.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

26 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

İlköğretim öğrencilerinin en çok izlediği program Benten, Tom ve Jerry, Üçüzler,

Bakugan, Yarışçı, Kasaba, Kayu ve Arthur’dur. En çok izlenen programlar arasında

Cartoon Network ile TRT Çocuk kanallarının ağırlığı açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Araştırmada çocukların en çok sevdiği çizgi film kahramanı, tercih edilen

programda olduğu gibi Benten’dir. Benten, dünyada barış ve huzur için çalışan bir

kahraman figürü olarak televizyonda yer almaktadır. Bu durum, çocukların kahraman

olarak Benten’i benimsemesinde önemli bir etkendir. Ayrıca Benten’in ticari bir

meta olarak oyuncak, kıyafet gibi birçok ürüne ‘marka’ olması, bu figürün sevilmesinde

ve benimsenmesinde önemli bir unsurdur. Tom ve Jerry’nin ikinci sırada sevilen

çizgi film kahramanı olması da oldukça dikkat çekmekle birlikte, Tom ile Jerry

arasındaki mücadelenin verdiği heyecan ve üretkenliğin çocuklar üzerinde etkili

olduğu düşünülmektedir.

İlköğretim öğrencileri özellikle 3. sınıfla birlikte belirli bir bilinç ve algı düzeyine

ulaşmaktadır. Dolayısıyla beklentileri, daha tutarlı ve belirli etkenlerin yansıması

sonucunda oluşmaktadır. Bu çerçevede çocuk kanallarından beklenilen programlar

arasında çizgi filmlerin ardından eğitim programlarının ortaya çıkmış olması çocukların

eğitimlerinde birer yardımcı olarak televizyonu ve televizyon program yayınlarını

görmek istediklerini ortaya koymaktadır. Çocuklar, çocuk kanallarında izlenen

programların derslerine kısmen ya da çok yardımcı olduğunu düşünmekte ve bu

düşünce doğrultusunda çocukların neredeyse tamamına yakını çocuk kanallarının

yayınlarında okul derslerine yardımcı programlara ağırlık verilmesi gerektiğini

belirtmektedir. Bu veriler doğrultusunda, çocuk kanalları, programlarını çocukların

gelişimine ve bilinçlenmesine yönelik bir anlayış içerisinde gerçekleştirdikleri takdirde,

televizyonun olumsuz etkilerinin en aza indirilebileceği gibi televizyonun etkileme

gücünün yüksekliği ile oldukça bilinçli, yeteneklerinin farkında, yorum yapabilen,

özgün düşünce üretebilen bir neslin yetişmesine yüksek oranda katkı sağlanabileceğini

söylemek mümkündür. Tematik çocuk kanalları okul müfredatları doğrultusunda

program içeriklerinde yeni düzenlemeler yaparak hem ilköğretim öğrencilerinin

bu yöndeki beklentilerini karşılamış hem de ülkemizde eğitim kalitesinin yükselmesine

katkıda bulunmuş olacaktır.

İlköğretim öğrencilerinin tematik çocuk kanallarından hayal dünyasını geliştirme,

eğlendirme, bilgilendirme ve eğitme gibi yararlar gördükleri tespit edilmiştir.

Dünyayı bir hayal perdesinden gören çocukların geleceğe yönelik kuracağı kendi

dünyasında da izlediklerinin önemli bir etkisi vardır. Çocuk, çoğu zaman kendisini

özdeşleştirdiği kahramanın etkisinde kalarak, yapılmaması gereken davranışlar içerisinde

bulunmakta kendisine ve çevresine zarar vermektedir. Bu nedenledir ki, ailelerin

program seçiminde çocuklara rehberlik etmesi ve gerçek ile üretilmiş gerçeklik

arasındaki ayrımı yapması noktasında çocuklara yardımcı olması gerekir.

Araştırmada, velilerin sadece yarısına yakını çocuklarını televizyon programlarını

izleme konusunda yönlendirme ve rehberlik yapmaktadır. Bu durum çocukların şiddet

içeren, psikolojik yapısını bozan programlarla baş başa kalmasına, kişilik yapısının

ve ruh sağlığının bozulması gibi tehlikelerle karşı karşıya kalmalarına neden

olmaktadır. Ancak, araştırmada dikkat çeken verilerden biri de, çocukların programları

çoğunlukla aileden biriyle izlemesidir. Veliler öğrencilere gece saat:22.00’a kadar

televizyon izlemeye müsaade etmekte, bu saatten sonra televizyon izleyen öğrenci

sayısı oldukça düşmektedir.

u Adem Doğan / Göksel Göker

Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012 27

Araştırmada oldukça dikkat çeken değerlendirmelerden biri de ilköğretim

öğrencilerinin televizyon izlemek yerine ailesinin derslerine yardımcı olmasını veya

birlikte kitap okumak, aile içi sohbet etmek istemeleridir. Aileleriyle birlikte televizyon

izlemek yerine farklı beklentiler içerisinde bulunan çocukların bu beklentilerinin

aileler tarafından karşılanması durumunda çocukların televizyon karşısında harcadığı

süre asgari düzeye inecek, dolayısıyla televizyon yayınlarının olası olumsuz etkileri

de en aza indirilmiş olacaktır. Bu çerçevede ailelerin de televizyon ve çocuk konusunda

eğitilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Okul müdürlüklerinin veya öğretmenlerin,

velilerle çeşitli vesilelerle yaptığı toplantılarda veya seminerlerde bu konuya ilişkin

bilgilendirici ve eğitici bir faaliyette bulunmalarının gerekliliği üzerinde hassasiyetle

durulmalıdır.

Teşekkür:

Araştırmanın her aşamasında bizlere tavsiyeleri ile katkı sağlayan Sayın Yrd.

Doç. Dr. Kazım Özkan Ertürk’e ve anket çalışmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesi

için desteklerini esirgemeyen İlköğretim Müfettişi Sayın Hurşit Çanakcı’ya teşekkür

ederiz.

Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Alışkanlıkları u

28 Millî Eğitim u Sayı 194 u Bahar/2012

Kaynakça

AKDOĞAN, Yalçın (1995). Görsel İktidar, İnsan Yayınları, İstanbul.

BOSTANCI, M. Naci (1998). Siyaset, Medya ve Ötesi, Vadi Yayınları, Ankara.

BOURDIEU Pier (1997). Televizyon Üzerine, Çev. Turhan Ilgaz, YKY, İstanbul

DÖKMEN, Üstün (2005). İletişim Çatışmaları ve Empati, Sistem Yayıncılık, İstanbul.

GÜLER, Deniz (1989). “Çocuk, Televizyon ve Çizgi Film”, Kurgu, Anadolu Üniversitesi Açık

öğretim Fakültesi Yayınları, No. 320/141, S.5, ss.163-179.

HALLORAN, James D. (1973). “Televizyonun Toplum Üzerindeki Etkileri”, Televizyonun Etkileri,

Der. James D. Halloran, Peter Mason vd., Çev. Süheyl Gürbaşkan, İstanbul Reklam

Yayınları: 28, İstanbul.

HIZAL, Alişan (1997). “Televizyonun Çocuklar Ve Ergenler Üzerine Etkisi”, Ankara Üniversitesi

Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, C.10, S.1, ss.169-186.

IŞIK, Metin (2007). Televizyon ve Çocuk, Eğitim Kitabevi Yayınları, Konya.

İŞÇİBAŞI, Yaprak (2003). “Çocuğun Sosyalleşmesinde Aile-Televizyon İlişkisi”, Kurgu Dergisi, Sayı:

20, ss.143-147.

İŞÇİBAŞI, Yaprak (2001). “Televizyondaki Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Saldırganlık Etkisi (Amerikan

Örneği)”, Kurgu Dergisi, Sayı: 18, ss.79-90.

ÖZTÜRK, Hüseyin Emin (1999). Çocuğun Sosyalleşmesinde Televizyonun Etkisi, Sakarya

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Sakarya.

PEKER Hüseyin (1998). Din ve Ahlak Eğitimi (Psikolojik ve Metodik Esaslar), Aksi Seda

Matbaası, Samsun.

POSTMAN, Neil (1994). Televizyon Öldüren Eğlence, Çev. Osman Akınhay, Ayrıntı Yayınları,

İstanbul.

POSTMAN, Neil (1995). Çocukluğun Yokoluşu, Çev. Kemal İnal, İmge Kitabevi, Ankara.

RTÜK, (2007). İlköğretim Medya Okuryazarlığı Dersi Öğretmen El Kitabı, Ankara.

ŞİRİN, Mustafa (1998). Televizyon, Çocuk ve Aile, İz Yayıncılık, İstanbul.

YAPICI, Şenay (2006). Bir Eğitim Aracı Olarak Televizyon ve Etkileri, Bilim, Eğitim ve Düşünce

Dergisi, C.6, S.2, (http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=272, Er.

Tarihi:01.02.2010)

YAVUZER, Haluk (1996). Ana - Baba ve Çocuk, , İstanbul.

YAVUZER, Haluk (2004). Çocuk Psikolojisi, Remzi Kitabevi, İzmir.

İnternet Kaynakları

Cihan Haber (Temmuz/Ağustos 2007) Yumurcak TV Çizgi Film Kanalı Olmayacak, Sayı: 23.

Tekin ÖZERTEM, http://www.medyaa.com/haber_detay.asp?haberID=2303, Er. Tarihi:

11.01.2010.

Tarhan ERDEM, http://www.mcaturk.com, “Çocuklarda-Televizyon-İzleme Alışkanlığı, , Er. Tarihi:

10.01.2010.

http://www.stargazete.com/cumartesi/bu-kanallar-cocuklarin-dilinden-anliyor-haber-

158018.htm, Er. Tarihi: 27.12. 2009.

http://www.bsm.gov.tr/ruhsagligi/docs/televizyon.pdf, Er. Tarihi: 10.01.2010.