30 ağustos zafer bayramı konulu şiirler

Çağlar tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 30 Ağustos Zafer Bayramı Şiirleri

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

30 ağustos - Ahmet Kutsi TECER

 

Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos 

İçime bir ordu havası dolar. 

Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos, 

Bayrak imil imil, geçer ordular...

 

Geçer tunç adımlar demir göğüsler, 

Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar, 

Hepsinin alnında zaferden süsler. 

Geçer hayalimde bir bir alaylar.

 

Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al, 

Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler... 

Yangınlar üstünde ince bir hilal!.. 

Yaralılar düşe kalka geçerler.

 

Çılgın bir istekle bu şan akını 

Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar. 

Unutmuş at gemi, kılıçlar kını, 

Can canı unutmuş zafere kadar.

 

Ne var bu dünyada sana yakışan, 

Alnında bir zafer sabahı kadar; 

Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman, 

Sana zafer kadar yakışan ne var?

 

Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos, 

İçime bir zafer havası dolar. 

Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos, 

Bayrak imil imil, geçer ordular...

 

Kahramanlık

 

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, 

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir. 

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; 

Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından 

Koşar adım gitmeli onların arkasından. 

Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından 

İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

 

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... 

Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık; 

Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık: 

Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir. 

Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir. 

Bunun için ölüme bir atılış gerektir. 

Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

 

Akıncı

 

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; 

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

 

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle! 

Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle...

 

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan. 

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

 

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla, 

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..,

 

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de, 

Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, 

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

 

Şehit Asker

 

DUMLUPINAR'DA ŞEHÎT ASKER'ÎN MEZARI BAŞINDA

 

 

Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla, 

Elbette bağı vardır "olmuş"un "olacak"la. 

 

Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin, 

Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin. 

 

Biz, bu kutsî havanın içinde var olmuşuz, 

Biz, bununla yoğrulmuş, biz bununla dolmuşuz. 

 

Sâdece döğünmedik "Vatan! İstiklâl!" diye, 

Sakarya boylarından çıktık Kocatepe'ye; 

 

Bu yol ki hürriyetin, kurtuluşun yoludur, 

Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur. 

 

Bir daha nikaylıydık sevgili hürriyete; 

Kahramanlık Tanrı'dan vergidir bu millete...

 

Bir damla asîl kanda bir mucize saklıdır, 

Bu topraklar Türklüğe inanmakta haklıdır. 

 

Akdeniz'e tank gibi koştu bütün kağnılar, 

Ey sevgili istiklâl, ey güzel Dumlupınar! 

 

Elbet yiğit olanlar lâyık böyle toprağa; 

Selâm şanlı orduya, selâm şanlı bayrağa, 

 

Selâm ey Başkumandan, Mustafa Kemal selâm; 

Emânetin yaşıyor, güven, imânımız tam: 

 

Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda, 

Can vermeğe and içtik hepimiz tek uğurda!..

 

Bir târihten gelinir, bir târihe gidilir; 

Yaşamak istiyenler savaşmasını bilir. 

 

Zamanın kahramanlar gelebilir hakkından, 

Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından. 

 

Duyuldu mu bir kere "-Haydin silâh başına!" 

Yeniden girişiriz istiklâl savaşına...

 

Ödü varsa düşmanın, meydan açık, hazırız: 

Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız! 

 

Kından sıyrılmış kılıç, top ağzında mermiyiz, 

Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?! 

 

Söz verip baş koymuşuz: İstiklâl bize haktır, 

Buna göz diken düşman çıksın, kahrolacaktır!..