1402 Ankara savaşı özet

Halime tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

1402 Ankara savaşı

 

Ankara Muharebesi, (1402) Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ile Timur arasında, Ankara'nın Çubuk Ovası'nda yapılan bir muharebedir. Geç Orta Çağ tarihinin en kanlı çarpışmalarından olan ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan Ankara Muharebesi, Osmanlı Devleti'nin parçalanmasına ve Fetret Devri (1402-1413) olarak bilinen bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına yol açmıştır.

 

Muharebe Öncesi Şartlar

 

Osman Gazi ve Orhan Gazi ile I. Murad'ın inşa ettikleri devlet, daha çok Balkanlar'da genişlediği gibi, henüz gevşek vâsallık bağlarına dayanıyordu. Bu dönemde Osmanlılar özellikle Anadolu'da hızlı ve kesin ilhaklara girişmişlerdi; aradaki çatışmalara karşın, Türk-İslam beylikleriyle daha yumuşak bir ilişkiyi gözetiyorlardı. Yıldırım Bayezid ise, İstanbul kuşatmasını sürdürürken, bir yandan da Anadolu birliğini sağlamak amacıyla çeşitli savaşlara girişti. Karamanlılara karşı kazanılan Akçay Muharebesi sonucu kazanılan zaferle (1398) Konya, Niğde, Karaman ve Develi Osmanlıların eline geçti; Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin'in öldürülmesiyle Sivas, Tokat, Kayseri ve Aksaray Osmanlı egemenliğine girdi (1399). Aynı yıl Memluk sultanı Berkuk'un ölümünden ve yerine çocuk yaştaki Nasıreddin Ferec'in geçmesinden yararlanan I. Bayezid, Malatya'yı Memluklerden aldı. Dulkadiroğullarının elinde bulunan Kahta, Divriği, Besni ve Darende kaleleri de Osmanlılara geçti. Osmanlı sınırları böylece Orta Fırat'a dayanmış oluyordu. Bütün bu fetihlerden sonra I. Bayezid, yenilgiye uğrayan yerel hanedanları tasfiyeye yönelerek, sıkı bir merkezi yapı kurmaya girişti. Bu amaçla Balkanlar'ın Hıristiyan prensliklerine ve aristokrasisine yaslanması ise, Türk beylerinin ve İslam ulemasının kendisine duyduğu tepkiyi artırıcı bir rol oynadı.

 

Nedenleri [değiştir]

 

Türkistan ve İran'da güçlü bir devlet kuran Timur, kendini İlhanlıların varisi sayarak Anadolu üzerinde hak ileri sürmekteydi. Bayezid döneminde Osmanlıların erken bir aşamada Ön Asya'ya dayanması Timur'un dikkatini çekti. Timur'un saldırılarıyla topraklarını yitiren Celayir sultanı Ahmed ile Karakoyunlu devletinin hükümdarı Kara Yusuf Osmanlılara sığınınca, Bayezid ile Timur arasında mektuplaşma başladı. Bayezid, Timur'un, Kara Yusuf ile Sultan Ahmed Celayiri'nin geri verilmesi yolundaki isteğini kabul etmedi. Osmanlılara gözdağı vermek isteyen Timur, Bayezid tarafından toprakları ellerinden alınan ve Timur'un devletinde kendilerine daha yakın bir sosyal düzen bulan Anadolu beylerinin de kışkırtmasıyla Sivas, Halep ve Şam'ı ele geçirdi. Timur'un Bağdat'a yönelmesi üzerine Bayezid de doğuya ilerleyerek Timur'a bağlı Mutahharten'in egemenliğindeki Erzincan ve Kemah'ı istila etti. Bu gelişme iki hükümdarın arasını iyice açtı. Bayezid'e bir elçi gönderen Timur, Kemah'ın Mutahharten'e Anadolu Beyliklerinden alınan yerlerin de sahiplerine geri verilmesini, Kara Yusuf'un teslim edilmesini ve Osmanlıların kendisine bağlanmasını istedi. Bayezid'in bu talepleri reddetmesi savaşın gerekçesi oldu.

 

Timur'un Talepleri [değiştir]

 

Anadolu beylerinden aldığı toprakların geri verilmesi.

Kara Yusuf ve Ahmet Celayir'in kendisine teslim edilmesi.

Bayezid'in Timur hakimiyetini tanıması.

Kemah Kalesi'nin geri verilmesi.

Şehzadelerden birinin rehin olarak verilmesi.

Timur Ordusunun Anadoludaki İlerleyişi [değiştir]

 

Timur'un Osmanlı'ya karşı beslediği istilacı planlar, I. Bayezid için artık büyük bir tehdit oluşturmaya başlamıştı. Hem Anadolu'da, hemde Balkanlar'da yayılmış olan Osmanlıların harekat insiyatifini kendi eline alan Timur, yeniden büyük bi ordu topladı (yaklaşık 140 bin) ve 12 Mart 1402'de Karabağ'dan Anadolu'ya hareket etti; Erzincan,Kemah ve Sivas üzerinden Ankara'ya gelerek kenti kuşatmayı hedefliyordu. Sivas'a vardığı sırada ordusunu denetlemeden geçirdi. Osmanlı elçilerinin de bulunduğu, bir gövde gösterine dönüşen bu resmi geçit sabahtan öğleye kadar sürmüştür. Bir vakanüvise göre; bir kısım süvarinin bayrağı, zırhları, atlarının eğerleri, kalkanları ve gürzleri kızıldı. Diğer bir kısım süvari alayı sarı, başka bir süvari alayı da beyaz elbiseler ve takımlarla donatılmıştı. Orduya; Orta Asya'dan, İran'dan, Afganistan'dan ve Kafkasya'dan 20 sultan katılmıştır. Ordu Hindistandan temin edilen savaş filleriyle desteklenmiştir. Timur'un ordusuyla birlikte Anadolu'ya girdiği haberini alan I. Bayezid, silah altına çağırdığı Sırplardan ve himayesi altına almış olduğu Türk Beyliklerinden oluşturduğu ordusuyla (yaklaşık 85 bin) Timur'u karşılamak üzere Doğu Anadolu'ya doğru yöneldi. Ankara'ya vardığı sırada, Timur'un kuzey'e, Tokat'a doğru yöneldiği haberini alınca, dağların geçitlerini kuvvetli olarak askerleriyle kapatarak zorunlu güvenlik önlemlerini almıştır. Kalan askerleriyle birlikte ormanlık bir arazide, neredeyse tamamı süvarilerden oluşan Timur ordusunu yenebileceğini düşünmüştür. Ordusunun hızlı manevra kabiliyetini çok iyi kullanan Timur, Ebu Bekir komutasındaki keşif kolu sayesinde, I. Bayezid'in hangi istikamette hareket ettiğinin haberini zamanında alarak, şaşırtma taktiği uygulamış ve güneye Kayseri'ye doğru yönelmiştir. Sivas ile Kayseri arasındaki mesafeyi 6 günlük bir zamanda katedip burada 4 gün mola veren Timur ordusu, bundan sonra Ankara'ya doğru hareket etmiş ve kenti kuşatmıştır. Ankaranın kuşatılış haberini alan I. Bayezid, stratejik manevra hatası yaparak, temmuz ayının acımasız sıcağı altında yürüyüş yapmış olan yorgun ordusuyla Ankara'ya, Timur orduları üzerine süratle harekete geçmiştir. Timur, I. Bayezid'in kendisine doğru varmakta olduğunu öğrenince, şaşırmış ve kuşatmayı kaldırarak kuzey'e, Çubuk Ovasına çekilmiştir.

 

Çubuk Ovasındaki Karşılaşma [değiştir]

 

27 Temmuz 1402'de I. Bayezid adına yaraşır süratiyle kuzeydoğu yönünden geldiği Çubuk Ovasında, Timur'un ordusunu, atları besiye bırakılmış, askerleri dinlenmeye çekilmiş, dağınık ve emniyetsiz fakat en iyi mevkide, Çubuksu nehrini arkasına almış bir vaziyette bulur. Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi. Hiç gecikmeden divan'ı toplayan I. Bayezid, durum değerlendirmesi yapar. Yanında bulunan tüm Paşaları, Vezirleri ve Oğulları hemen saldırıya geçip düşman ordusunu imha etmeyi teklif etmişlerse de, I. Bayezid bir hata daha yaparak, böyle bir saldırının mertçe olmadığını ifade etmiş ve yol yorgunu ordusunun savaş öncesi dinlenmeye ihtiyacı olduğunu belirterek konaklamayı tercih etmiştir. Timur orduları sayı bakımında Osmanlı ordusuna üstün olmakla beraber I. Bayezid, Timur'a karşı gerçekleştirmiş olduğu bu savaşta muzaffer olmayı umut ediyordu. Bu umudu; Niğbolu'da, kendi ordusunun donanım ve techizatı bakımından üstün, Avrupanın en elit Haçlı ordusuna karşı kazanmış olduğu zaferin vermiş olduğu güvenden doğuyordu. Timur ise gençliğinden beri hayalini kurmuş olduğu Turan Birliğini oluşturabilmesi için önünde tek bir engeli kaldığının farkındaydı. Kendisini savaş sanatının zirvesinde görüyordu. Bu savaşı kazanmakla birlikte, şanına şan katıp, kurmuş olduğu imparatorluğu tehdit edecek hiçbir düşmanı kalmayacaktı ve sırtını sağlama aldıktan sonra kılıcını Çin'e doğru çevirebilecekti.

 

Osmanlı ordusunun Çubuk ovasındaki savaş düzeni şöyledir; Azaplar, Yeniçeriler ve Tımarlı Sipahilerden oluşan merkez kuvvetlerine I. Bayezid kumanda ediyordu. Sadrazam Çandarlı Ali Paşa, Mustafa Çelebi, İsa Çelebi ve Musa Çelebi onun yanında yer alıyorlardı. Sol cenahta bulunan Rumeliden tedarik edilmiş birliklere Süleyman Çelebi, sağ cenahta Osmanlı himayesi altında bulunan Anadoludaki Türk Beyliklerinden tedarik edilmiş birliklere ise Vezir Kara Timurtaş Paşa kumanda ediyordu. Mehmed Çelebi de esas ordunun gerisinde Karakoyunlu Beyliğinden tedarik edilmiş olan ihtiyat kuvvetlerinin başında bulunmaktaydı. Sol cenahın ihtiyat kuvvetlerini Sırbistan despotu (ayrıca I. Bayezid'in kayın bilader'i olan) Stefan Lazareviç'in kumandası altında 10 bin'e yakın zırhlı Sırp askerleri oluşturuyordu. Sağ cenahın ihtiyat kuvvetlerinde ise Kara Tatarlardan oluşan süvari alayı bulunmaktaydı. Ayrıca Süleyman Çelebinin kumandası altında Akıncı kuvvetleri de vardı.

 

Timur ordularının Çubuk ovasındaki savaş düzeni ise şöyledir; Timur ordunun merkezinde yer alıyordu. Sağ cenahta Miran Şah bulunurken, sol cenaha ise Şahruh Mirza ve Halil Sultan kumanda ediyordu. Hindistan'dan getirilen zırhlı 32 savaş fili ordunun önünde sıralanmıştı. Muhammed Mirza da ana ordunun gerisinde Harezm ve Maveraünnehirden tedarik edilmiş olan zırhlı süvari alayından oluşan ihtiyat kuvvetlerine kumanda ediyordu. Pir Muhammed ve İskender Mirza onun yanında yer alıyorlardı. Timur, ikiye ayırmış olduğu merkez kuvvetinin sol kanadına Emir Celal İslam, sağ kanadına ise Şeyh Ömer Mirza kumanda ediyordu. Daha önceden Timur'a sığınmış olan Aydınoğulları, Menteşeoğulları, Germiyanoğulları, Saruhanoğulları gibi Anadolu Beyliklerinden oluşan tümenler de sağ cenahın önünde yerlerini almışlardı.

 

Muharebe [değiştir]

 

28 Temmuz 1402'de iki ordu, sabah namazlarını kıldıktan sonra savaş düzeni aldılar. I. Bayezid, Niğbolu Savaşında kullanmış olduğu Hilal Taktiğini uygulamak için ordusunun en ön safında yer alan Azaplara saldırı emrini verdi. Bu saldırı emriyle savaşı başlatmış oluyordu. Fakat Çubuk ovası düzlük bir arazi olmasıyla birlikte bodur çam ağaçlarıyla ve boyu aşan otlarla doluydu, bu durum Azapların saldırısını yavaşlatıyordu. Azapların saldırıya geçtiğini gören Timur, karşılık olarak okçularını kullandı ve Azapların üzerine ok yağdırmaya başladı. Timur okçularının yoğun ok yağmuruna hedef olan Azaplar, ağır zaiyatlar vererek geri çekilmeye başladılar. Uyguladığı taktiğin işe yarayamadığını farkeden I. Bayezid, Yeniçerilere ve Sipahilerine saldırmalarını emretti. Bu taarruza karşılık olarak Timur da, çam ağaçlarının içerisine gizlemiş olduğu ordusunun en önünde yer alan savaş filerine saldırı emrini verdi. Bununla birlikte Miran Şah'ı, Süleyman Çelebi komutasındaki birliklerin üzerine saldırtarak Yeniçerilere takviye birlik gelmesini önlemeyi hedeflemiştir. Timur ordusunun ikiye ayrılmış olan merkez kuvvetlerinin önünden sağlı sollu çıkan savaş filleri, Yeniçerler ve Sipahilerin şaşırmasına neden olmuştur. Çünkü o zamana kadar yapılan hiçbir savaşta fillerle karşılaşılmamıştı. Yine de tüm cesaretlerini toplamaya çalışan Yeniçeriler, uygulayacakları sahte ricat'ı erken yaparak Sipahilerin fillerle karşı karşıya gelmelerine neden oldular. Savaşın en kanlı ve şiddetlisi olan bu çatışmada savaş filleri, Yeniçerilerin ok atışları ve Sipahilerin cesurca yapmış oldukları saldırılar sonucu etkisiz hale getirilmişti, fakat Osmanlı askerleri de çok ağır kayıplar vermişti. Fil hücumunun ardından Timur, merkezin sağ kanadında bulunan Şeyh Ömer Mirza komutasındaki birliklerin Yeniçerilere saldırmalarını emretmiştir. Bunu gören I. Bayezid, Rumeli birliklerinin saldırı altında olmasından dolayı, ordusunun sağ cenahında bulunan Kara Timurtaş Paşa komutasındaki Anadolu askerlerini ve Kara Tatarları, Yeniçerilere takviye olarak savaş meydanına sürmek için emir verdi. Fakat Timur ile daha önceden anlaşmış olan Kara Tatarlar, taarruz sırasında I. Bayezid'e ihanet ederek yön değiştirmişlerdir. Kara Tatarlar direkt olarak Rumeli ve Sırp askerlerinin arkasına sarkıp, onlara ok yağdırmak suretiyle saldırmaya başladılar. Miran Şah ile Süleymen Çelebi arasında geçen çatışma sırasında, Timur tarafında bulunan Anadolu Beylerinin kendi sancaklarını açması sonucu, bunları fark eden Osmanlı ordusundaki Anadolu birlikleri de, kendi beylerinin yanında saf tutarak, I. Bayezid'e ikinci bir ihanette daha bulundular. Yeniçeriler ve Rumeli birliklerinin hiç beklemediği bu saldırı karşısında Osmanlı ordusu tam bir bozgun havasına girmiş oldu. Bir tek Rumeli ve Sırp müttefikleriyle Yeniçeriler sırt çevirmeyerek I. Bayezid'in yanında sonuna kadar savaştılar.[5] Bu bozgun karşısında ordusuna genel taarruz emri veren Timur, I. Bayezid'in canlı olarak ele geçirilmesini emretmiştir. Timur ordusu tarafından iyice kuşatılan Osmanlı ordusundaki Vezirler, İsa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mustafa Çelebi ve Mehmet Çelebi kuşatmayı yararak kaçmayı başarmışlardı. Şehzadelerin kaçtığını farkeden Stefan Lazareviç, I. Bayezid'e geri çekilmesi gerektiğini söylesede o bunu reddetmiş ve savaşmaya devam etmiştir. Ortalama 10 saat süren savaşın sonlarına doğru geri çekilmek zorunda kaldığı Çataltepe'de elinde kalan yaklaşık 300 kişilik askeriyle çetince atının üstünde çarpışmaya devam eden I. Bayezid sonunda Timur askerleri tarafından yakalanmış ve esir alınmıştır.

 

Sonuçları 

 

Ankara Muharebesi yenilgisi, Osmanlı Devleti'nin parçalanarak, devletin imparatorluk aşamasına geçmesinin 50 yıl kadar gecikmesine, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak bilinen 11 yıllık bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına neden oldu.