Yeryüzünde Yaşam

รคŦค к๏çคк tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Yeryüzünde Yaşam

DÜNYAMIZIN ŞEKLİ

 

Dünya�mız , kutuplardan basık, ekvatordan şişkin bir görünüme sahiptir. Dünyanın bu şekline �Geoit� denir. Dünya�mız tam ortasından geçtiği düşünülen bir eksen etrafında dönmektedir. Dünyamız, güneş sisteminin 9 gezegeninden biridir. Güneş'in çevresinde dolanır. Küre şeklinde olup; kutuplardan biraz basıktır. Eksenin Dünya'yı deldiği varsayılan noktalar kutup noktalarıdır. Dünya, bu eksen etrafında batıdan doğuya doğru döner.Ekvator Dünyamızı iki eşit parçaya böldüğünü varsaydığımız çizgiye Ekvator denir. Ekvatorun kuzeyinde kalan bölümüne Kuzey Yarımküre, güneyindekine ise Güney Yarımküre denir.

 

Ekvatorun 23 27' kuzeyinden geçen enlem çizgisine Yengeç Dönencesi adı verilir. Ekvatorun 23 27' güneyinden geçen enlem çizgisine ise Oğlak Dönencesi denir.Kutup daireleri, ekvatorun 66 33' kuzey ve güney enlem çizgilerinden geçen dairelerdir.Bu dairelere Aydınlanma Dairesi denir. Güneş ışınları Yengeç Dönencesine dik geldiğinde yurdumuzda yaz mevsimi; Oğlak Dönencesine dik geldiğinde ise kış mevsimi yaşanır.

 

Dünyamızı çepeçevre kuşatan 10.000 km kalınlığındaki havanın yapısında %78 Azot, %21 Oksijen, %1 de Su Buharı, Karbondioksit, Ozon, Toz bulunmaktadır.

 

İklim olayları atmosferin ilk 12 km'sinde oluşur. Güneş ısısının bize gelen kısmı %43'lük kısmıdır. Geri kalanı atmosferin katmanlarınca tutulur. Bizi ısıtan; Güneş'in Dünya'dan yansıyan ışınlarıdır. Dolayısıyla havanın üst katmanları daha soğuktur. Yaklaşık her 100 m'de 0.5 derece düşer.

 

Dünyamızın ısınmasına göre üç ısı kuşağı vardır:

 

Sıcak Kuşak: Dönenceler arasındaki bölgedir. Burada sadece yaz mevsimi vardır.

 

Soğuk Kuşak: Kutup noktaları ile kutup daireleri arasında kalan bölgedir. Buralarda sadece kış mevsimi yaşanır.

 

Ilıman Kuşak: Dönencelerle kutup daireleri arasında kalan bölgeler. Buralarda dört mevsim yaşanır. 

 

 

YÖNLER - RÜZGAR GÜLÜ

 

 

 

 

 

 

 

DÖRT MEVSİM

 

Bir zamanlar Toprak Ana, evinde yalnız yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, �bunların ne olduğunu� sormuş.

 

Nöbetçi: 

― Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz çocuk var. Kavga edip duruyorlar.

 

Toprak Ana : 

― Onları bana gönderin, demiş. Ben yalnızım, biraz da benimle otursunlar.

 

Nöbetçi Toprak Ananın isteğini krala söylemiş. Kral da �Peki� demiş. Toprak Ana bunun üzerine evine dönmüş, mevsim kardeşleri beklemeye başlamış.

 

Önce en küçük kardeş gelmiş. Pembe, beyaz saçlı, güzel bir çocukmuş. Toprak Anaya : 

― Benim adım İlkbahar, demiş. Size ufak bir armağan getirdim.

 

İlkbahar, çantasını açmış, çantasından tomurcuklanmış dallar, renk renk çiçek demetleri, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar çıkarmış.

 

Çok geçmeden ikinci kardeş gelmiş. Tombul, kırmızı yanaklı bir kızmış. Adı da Yaz�mış. Kardeşine : 

― Haydi çekil bakalım, bak, ben geldim, demiş. Sonra po da çantasından çilek, kiraz, şeftali, erik gibi meyveler çıkarmış, bunları Toprak Anaya sunmuş.

 

Derken üçüncü kardeş gelmiş. Sarı sapsarı bir çocukmuş. Toprak Ana�ya : 

― Ben sonbaharım demiş. Yalnızlığı, sessizliği çok severim, demiş. Sonra da kuşları kovmuş, her yeri sarıya boyamış. Ortalığa bir sessizlik çökmüş. Tam bu sırada dördüncü kardeş gelmiş. Çiçekleri, meyveleri dağıtmış, cebinden beyaz bir su çıkarmış, bu suyla her yeri beyaza boyamış. Bir yandan da : 

 

― Benim adım kış, benim adım kış diye bağırıyormuş.

 

Dört kardeş de Toprak Ananın evinden gitmek istememiş. Kavgaya tutuşmuşlar. Ortalık alt üst olmuş. Toprak Ana kızmış : 

― Beni dinleyin, demiş. Ya sırayla gelin, evimde üçer ay misafir kalın, ya da çekilip gidin. Hepinizi birlikte istemiyorum. 

 

― Bunun üzerine mevsim kardeşler düşünmüşler. Aralarında anlaşıp Toprak Anaya, �peki� demişler. İşte o günden beri sırayla geliyor, Toprak Anada üçer ay misafir kalıyorlar.

 

 

 

HİTİTLER(MÖ. 2000-MÖ. 700)

 

 

Hititler MÖ. 2000'li yıllarda Hattuşaş(Boğazkale) merkez olmak üzere, Labarna tarafından kurulmuş bir uygarlıktır. Bu devletin Karadeniz'in kuzeyinden(Kafkaslar) Anadolu'ya geldikleri tahmin edilmektedir. Ülke prensler(kral) tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturan Hititler, çevrelerinde kurulan medeniyetlerden etkilenmişlerdir. Doğal olarak, onları da etkilemişlerdir. Kızılırmak kıvrımı etrafında yaşayan Hititler, daha sonra Anadolu'nun büyük bir kısmına sahip oldular. Devlet, Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere üç dönem yaşadı. Suriye hakimiyeti için Mısırlılarla savaşlar yapılmış(MÖ.1280-1296), savaş sonunda tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma ile; Kuzey Suriye ve Kadeş, Hititlere verildi. Kadeş'in güneyinde kalan Suriye toprakları ile Filistin, Mısırlılara bırakıldı. Devlet yönetimini kolaylaştırmak için Pankuş ismi verilen meclis oluşturmuşlardır. Hitit kralları, hakimiyetin tanrı tarafından verildiğini düşünüyorlar ve tanrıya hesap vereceklerini düşünüyorlardı. Bu sebeple, yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları... Anal ismi verilen yıllıklara yazmışlardır. Böylece ilk Tarih yazıcılığı başlamış oldu. Frigler, Urartular ve Asurlar'ın saldırıları sonunda Hititler MÖ. 700'ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdi. Daha sonra Anadolu'ya giren Asurlar ise tamamını ele geçirdi.

 

FRİGYALILAR(MÖ. 750-609)

 

Ege göçleri sonunda MÖ. 1200 yıllarında Anadolu'ya gelerek Anadolu'ya yerleşen Frigler, Hititlerin yıkılmasıyla 750 yıllarında Gordion(Ankara Polatlı) merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Gordios'tur. Devletin en önemli hükümdarı Midas'tır. Frigler savaşçı bir devlettir. Hititlerle savaşarak, onların topraklarınının büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir. Asurlarla Anadolu hakimiyeti için savaşmışlardır. Kimmer, Lidya ve Pers saldırıları sonunda yıkılmışlardır.

Frigler, çok tanrılı dine sahipti. Tarım ve hayvancılığa çok önem vermişlerdir. Dokumacılık, kuyumculuk ve madencilikle de ilgilenmişlerdir. Fenike alfabesini kullanmışlardır. İlk hayvan öykülerini yazmışlar ve Fabl ismi verilen hikayeleri oluşturmuşlardır. Kerpiç ve tahta evleri vardı. Dokuma ve süslemecilik alanında ilerideydiler. 

 

 

LİDYALILAR(MÖ.7.YY -MÖ.546)

MÖ. 1200 yıllarında Anadolu'ya gelerek, Batı Anadolu Bölgesi'nde yer alan Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz ırmakları arasındaki verimli topraklara yerleşmişlerdir. MÖ.7.YY' da kral Giges tarafından Sard(Manisa-Salihli) merkez olmak üzere kurulan bir devlettir. Kuruldukları yıllarda Hitit ve Frigyalılarla savaşmışlar ve onların elinde olan Batı Anadolu topraklarını ele geçirmişler ve Kimmerlerin Frigleri yıkmasıyla, bağımsız olarak devletlerini kurdular. MÖ. 585 yılında Medlerle yaptıkları antlaşmayla Kızılırmak'a kadar sınırlarını genişlettiler. Kroisos(Karun) döneminde, devlet en parlak dönemini yaşadı. Ülke altın ile doldu. Bilgin, filozof ve şairlere önem verildi. Güçlü bir ordu yerine, zayıf bir ordu(paralı) oluşturuldu. Bu da ülkenin savunulmasını güçleştirdi. Persler ile yaptıkları savaşı kaybeden Lidyalılar yıkıldı(MÖ.546). Anadolu tamamen Pers hakimiyetine girdi. Daha çok ticaretle uğraşan bu uygarlık, Efes'ten başlayıp, Sard'dan geçerek, Asurluların başkenti Ninova'ya kadar ulaşan Kral Yolu'nu yapmışlardır. Bu yol üzerinde konaklama yerleri yaptırdılar. Ticaret ile uğraşmaları sonucunda tarihte ilk madeni parayı icat ettiler. Böylece değiş-tokuş usulünün yerini para almış oldu. Mısır, Asur, Yunan ve İskit devletleriyle ticaret yapmışlardır. Çok tanrılı dini inanışları vardı. Altın, Mücevher işlemeciliği, dokumacılık, çömlekçilik, deri ve maden işlemeciliği, tarım ve ticaret ile geçimlerini sağladılar. Fenike Alfabesini kullandılar.

 

 

İYONYALILAR(MÖ.1200-MÖ.7.YY)

MÖ. 1200 Ege göçleriyle Anadolu'ya gelen İyonyalılar, Foça, ile İzmir arasındaki bölgeye yerleşerek, İzmir, Foça, Efes, Milet ve Bergama gibi şehir devletlerini oluşturdular. Denizcilik, ticaret ve sanat alanında başarı elde etmişlerdir. Şehir devletleri arasında kopukluk olduğu için güçlü bir devlet kuramamışlardır. Lidyalılar, İyonyalıların kara ticaretini engellemesinden dolayı, İyonlar deniz ticaretine yönelmişlerdir. Ege ve Karadeniz'de deniz kolonileri(ticari sömürge) kurmuşlardır. MÖ. 7.YY'da Lidya egemenliğine girmişler, daha sonra da Pers(İran) egemenliğine girmişlerdir.

Bilim ve tekniğe önem veren İyonyalılar, Ölümden sonraki yaşama inanmamışlar ve bu dünya için çalışmışlardır. Fenike Alfabesi'ni ve oluşturdukları İyon Alfabesini kullanmışlardır. Ünlü filozof ve bilginler yetişmiştir. Tales, Matematik ve Astronomi alanında, Pisogor, Matematik ve Geometri alanında yetişmiştir. Miletli Anaksimenes'de ünlü düşünürlerdendir. Pisagor dünyanın yuvarlaklığını keşfetmiş, Tales, güneş tutulmasını hesaplamış ve dünyanın ana maddesinin su olduğunu ileri sürmüş, Pisagor, Matematik ve Geometri alanında ün salmış, Aksimenes, her şeyin havadan meydana geldiğini söylemiştir.

Efes'teki Artemis ve Didim'deki Apollo tapınakları İyonlara aittir.

İyonlar; tahtadan, kerpiçten ve taştan evler, mermerden heykeller yapmışlardır.

 

 

 

URARTULAR

Urartular, MÖ. 900 yılında Doğu Anadolu'da Tuşpa(Van) merkez olmak üzere Sardun tarafından kurulmuştur. Hurriler tarafından kurulan bu devlet, Hazar Denizi, Malatya, Erzurum, Erzincan, Musul, Halep gibi yerlerde hakimiyet sürmüşlerdir. komşuları olan Persler(İran) ile sürekli mücadele etmişlerdir. Kimmer ve İskit(Sakalar) saldırıları ile zayıflayan devlet, MÖ. 585 yıllarında Medler tarafından yıkılmıştır.

Çok tanrılı dinleri olan Urartular, ölümden sonraki hayata inandılar ve mezarlarını buna göre hazırladılar. Sanata önem verdiler. Sanat alanında özellikle maden işlemeciliğinde ileri seviyelere ulaştılar. Kuyumculuk, hayvancılık, ağaç oymacılığı, maden işlemeciliği ile geçimlerini sağladılar.

 

Çivi yazısı ile Hitit hiyeroglif yazısını kullanmışlardır.

Van Kalesi ile Erzincan Altıntepe önemli Urartu kalıntılarıdır