İpek Yolu

รคŦค к๏çคк tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İPEK YOLU

 

 

 

İpek Yolu: Tarihi İpek Yolu, Çin'den başlayıp, kervanlar vasıtasıyla Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran'dan geçerek İstanbul'a ulaşırdı. Buradan Avrupa'ya ulaşırdı.

 

Bu yol da ipek, bal, baharat, yağ, fil dişi, cam, kürk, tahıl, kıymetli taşlar... taşınırdı. Bu yol ilk kurulduğu yıllarda vadiler boyunca yol almış ve sonradan bu yollar üzerinde dinlenme yerleri yapılmıştır.

 

İpek Yolu ile, ticaret yapılmış, kültürel etkileşim sağlanmış, dinler, diller yayılmıştır. Asya'nın malları bu yol aracılığıyla Anadolu ve Avrupa'ya taşınmıştır.

 

 

 

 

TARİHTE KURULMUŞ TÜRK DEVLETLERİ

 

Hunlar(Asya Hun Devleti)

 

Göktürkler

 

Uygurlar

 

Türgişler

 

Karluk Boyu

 

Yağma Boyu

 

Çiğil Boyu

 

Karahanlılar

 

Gazneliler

 

Selçuklular

 

Osmanlı Devleti

 

ORHUN ABİDELERİ

 

 

 

Orhun Abideleri, 8. Yüzyılda Göktürk (Köktürk) Devleti zamanında Orhun Alfabesi ile yazılmış olan taş yapıtlardır. Orta Asya da, Orhun Irmağı yakınlarında dikilmiş olan abidelerin üç tanesi çok önemlidir. Bunlar; Tonyukuk(720-725), Kül Tigin(632) ve Bilge Kağan(735) Anıtıdır. Orhun Abideleri, Tonyukuk, Bilge Kağan ve Yollug Tigin tarafından dikilmiştir. Bu abideler, Türkçe ve Çince olarak yazılmıştır.

 

Orhun Abideleri, 1893 tarihinde Danimarkalı dil bilgini Wilhem Thomsen tarafından okunmuştur. Orhun Abidelerinde; Göktürklerin Kuruluşu, savaşları, anlaşmaları, yaşayışları, yıkılışları, hükümdarların faaliyetleri anlatılmaktadır.

 

Orhun Abidelerinin Türk Tarihi açısından önemi, Türklerden ve Türk Tarihinden bahseden ilk yazılı eserler olmasıdır

 

 

 

 

İSLAM TARİHİ

 

 

 

İSLAMİYET'İN DOĞUŞU

 

 

İslâm Târihi, İslâm dîninin târihi, Hazret-i Muhammed�in doğumu esas alınırsa mîlâdi 571, Allahü Teâlâ'dan ilk vahyin gelmesi, yâni peygamberliğinin kendisine bildirilmesi başlangıç kabul edilirse 610, insanları İslâmiyet'e açıkça dâvet etmesi düşünülürse 613 senesinde başlar. Hicret; İslâm târihinin en mühim hâdiselerinden biri olup, İslâm takviminin başlangıcıdır. Hicret târihi mîlâdi 622�dir.

 

Din olarak İslâmiyet'in Hazret-i Muhammed�e O�nun tarafından da insanlara bildirilmesi 23 hicri senede tamamlanmıştır. Peygamberimize 610 yılında Mekke�de Hira Dağındaki mağarada gelen ilk vahiyle bildirilen ayet-i kerîmeler, Kur�ân-ı Kerîm'in İkra� Sûresi'nin ilk beş âyetleridir. Bu sûrede meâlen; �Ey Muhammed, yaratıcı Allah'ın adı ile oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, Allah büyük kerem (iyilik) sâhibidir. O, kalemle öğretir, insana bilmediklerini öğretir.� buyruldu.

 

En son gelen de Nasr Sûresi'dir. Bu sûrede de meâlen; �Allah�ın yardımı ve zafer günü gelip insanların, Allah�ın dînine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et! O�ndan af dile! Çünkü O, tövbeleri dâimâ kabul eder.� buyrulmaktadır.

 

Bu ilk ve son gelen âyetler arasında, 23 seneye yakın zamanda bildirilen ve Kur�ân-ı kerîmde mevcut bulunan bütün âyet-i kerîmeler ile İslâmiyet insanlara dünyâ ve âhiret nizâmı olarak bildirilmiş, geçmiş ümmetlerden ve gelecekteki olacaklardan çeşitli bilgiler ve misaller verilerek bütün insanlardan dünyâ hayatlarında İslâmiyet'e tâbi olmaları istenmiştir. Peygamber efendimizin son haclarında deve üstünde 124.000 kadar sahabeye hitâben buyurdukları sözler de �Vedâ Hutbesi� ismiyle meşhur olmuştur. Bu hutbe ile de İslâmiyet topluca ve öz şekliyle insanlara son bir kere daha tebliğ edilmiş ve uymaları istenmiştir. Böylece İslâmiyet'in gelmesiyle bütün dinler yürürlükten kalkmış, kıyamete kadar gelecek insanlara Allahü Teâlâ'nın yanında makbul olan yegâne dînin İslâmiyet olduğu bildirilmiştir.

 

İslâm dîni Allahü Teâlâ tarafından Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm'a gönderildi. Muhammed Aleyhisselâm peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Babası Abdullah�tır. Mîlâdın 571 senesi Nisan ayının yirmisine rastlayan Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke�de doğdu. Doğumundan evvel babasını, altı yaşındayken annesini kaybetti. Yirmi beş yaşındayken Hadîce-tül-Kübrâ ile evlendi. Kırk yaşındayken bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu bildirildi. Üç sene sonra herkesi îmâna çağırmaya başladı. Mîlâdî 622 yılında Allahü Teâlâ'nın emri ile Mekke�den Medîne�ye göç etti. Bu yolculuğuna �hicret� denir. İslâm târihinin en büyük hâdiselerinden biri olan hicret, İslâm takviminin başlangıcı olduğu gibi, ilk İslâm devletinin kuruluşunun da başlangıcıdır.

 

Muhammed Aleyhisselâm bundan sonra Medîne�de İslâmiyet'i yaymaya devam etti. Mekkeli müşriklerle hicretin ikinci senesinde Bedir, üçüncü senesinde Uhud, beşinci senesinde ise Hendek gazâlarını yaptı. Hicretin sekizinci senesinde Mekke fethedildi. Bu arada Arabistan�daki uzak ve yakın pek çok kabile reisleri ve guruplar gelerek Müslüman oldular. Çeşitli beldelere ilk İslam vâlileri tâyin edildi. Böylece İslâmiyet, Arap Yarımadasının tamâmına yayılmış oldu. Peygamber Efendimiz hicrî 11 (M. 632) senesinde Rebiül-evvel ayının on ikinci Pazartesi günü vefât etti. Vefâtında 63 yaşındaydı.

 

 

 

 

TUZ PARASI

 

 

Adaletiyle ün salmış hükümdar Nuşirevan, adamlarıyla ava çıkmış. İşleri rast gitmiş. Birkaç geyik avlamışlar. Ama tam geyikleri pişirecekleri sırada görevliler yanlarında tuz olmadığını fark etmişler. İçlerinden birini yakındaki köyden tuz almaya göndermişler.

 

 

Adam giderken Nuşirevan, seslenip görevliyi yanına çağırmış. Eline para verip:

 

 

- Tuzu bununla al, demiş. Arkamızdan kötü bir âdet bırakmayalım. Köylünün perişan olmasına sebep olmayalım.

 

 

Herkes şaşırmış:

 

 

- Bir parça tuzdan ne çıkar, demişler.

 

 

Nuşirevan:

 

 

- Dünya da zulüm başlangıçta azmış, demiş. Fakat her zalimin zulmü biraz daha artırmış. Sonunda zulüm bugünkü boyutlara kadar ulaşmış.

 

 

Sultan bir bağa girip bir elma koparsa

 

 

Yüz bulan adamları ağacı kökünden çıkarır.

 

 

Komutan beş yumurtayı parasız alacak olsa

 

 

Ordunun içinde, tavuğun beş bini birden kızarır.

 

 

Zalim, sonunda ölür gider ancak

 

 

Lanetle anılan adı dünyada kalır.